Hicri-i Kameri 28 Sefer (24 Şubat Salı) insanlığa rahmet olarak gönderilen Hz. Resulullah (sav) in vefat yıl dönümü dolayısıyla tüm müslümanlara ve insanlığa taziyette bulunuruz.
Rahmet resulü, mübarek gözlerini kapatınca hz. Ali (as) acı ile dolu yüreği ile fısıldanmaya başladı: Annem ve babam sana feda olsunlar ey Allah'ın peygamberi; senin vefatınla öyle bir bağ koptu ki diğerlerinin ölümünde olmadı ve o, nübüvvet ve vahyin inmesidir. Senin ölüm musibetin, diğer musibet zedeleri teselli ediyor. Bu öyle bir musibettir ki her kes senin için matemde. Sabırlı olmamı emretmeseydin ve feryat figan yapmaktan men etmeseydin göz pınarlarım kuruyuncaya kadar ağlardım. Bu can alıcı acı her zaman benimle olacak, hüzün ve üzüntüm ise ebedi. Annem ve babam sana feda ey Resulullah, Allah katına çıktığında bizleri hatırla ve asla unutma.
Hz. Ali (as), Resulullah'ın (sav) 23 yıllık risalet döneminde en yakın dost ve yaveri idi ve Nebiyi Ekrem tarafından vesi ve ümmetin imamı olarak seçildi. Emirulmüminin hz. Ali (as) o acı dolu günle ilgili şöyle buyuruyor:
Resulullah (sav) başı göğsümde iken bu dünyaya gözlerini yumdu ve kollarımda can verdi. Ben teberrük olsun diye elimi yüzüme çektim ve ardından mübarek bedenini gusul etmekle görevlendirildim. Melekler bu işte bana yardım ettiler. Sanki tüm ev, kapı ve duvarlar ağlıyor ve isyan ediyordu. Meleklerden bir grup inerken bir diğer grup göklere yükseliyordu. Hz. Muhammed (sav)'in pak naşını mezarına yerleştirinceye dek Meleklerin o hazrete kıldıkları namaz fısıltıları bir an bile olsun kesilmedi.
İslam peygamberinin rihlet düşüncesi bile bir çoğu için kabul edilemeyecek kadar ağırdı. Zira İslam peygamberi, yüce Allah'ın seçkin kuluydu ve kısa bir süre zarfında halk arasında kardeşlik oluşturmanın yanı sıra, tüm halk kesimlerini kapsayan adalete dayalı bir düzen kurdu. Ali (as) bu bağlamda şöyle buyuruyor:
Hz. Muahmmed'in (sav) peygamberliği vasıtası ile yüce Allah'ın halka indirilen nimetlerine bakın ki onların, dinlerine bağlı kalmalarını sağladı ve daveti ile onlar arasında vahdet oluşturdu. İlahi nimetler keramet kanatlarını halk üzerine açmış, refah ırmakları onlara doğru akmakta ve İlahi ayinin bereketleri onları kapsamıştır. İnsanlar gark oldukları nimetler arasında mutlu yaşamlarını sürdürüyorlar. Onların sosyal hayatı, İslami hükümet sayesinde düzene girdi, izzet sayesinde yüceldi ve keramet sahibi oldu; böylece ebedi bir hükümete dönüştü.
Allah resulünün (sav) insan şanı ve makamına ilgisi öylesine büyüktü ki o hazret sürekli en yoksul insanların en zengin insanlarla insani hak açısından bir birinden hiç farkı olmadığını vurguluyordu.
Alman İslam bilgini bayan Anne Mary Şemil şöyle diyor:
İslam Peygamberi (sav)'in insanoğlunun ruhi değişimindeki kesin rolü bilinen bir gerçektir. İslam Peygamberi (sav) insanların ruhunu ihya etti ve düşüncelerini cahillik bağlarından kurtardı. O hazret bilim ve akıldan yararlanmayı genelleştirdi ve Allah'ın buyruğu üzerine insanları güneş, ay, gökler ve yer yüzünü fethedebilecekleri ile müjdeledi. Bu büyük lideri izlemek herkese mutluluk ve saadet armağan edecektir.
Tarihin de şahadet getirdiğine göre Allah resulü (sav) İslam emellerinin gerçekleşmesi yolunda bir çok acıya ve musibete katlandı ve ihlaslı cihadı ile cahiliye döneminin sapkın insanlarını saadet yoluna hidayet etti.
Allah resulünün (sav) güzel ahlakı ve örnek davranışı, bağnaz, şer ve kinci insanların tüm planlarını alt üst etti. Allah Resulü bir süre sonra beşeri medeniyetin öncüleri olan büyük insanlar yetiştirdi. İslam Peygamberi (sav) beşeriyete, makul özgürlüğün insanların kesin hakkı olduğunu savunan bir inanç hediye etti. o hazretin tealimine göre insanlar ilahi hakimiyeti benimsemekle gerçek özgürlüğe kavuşur, çünkü insanlar Allah'a tapmakla, yücelmesini engelleyen tüm bağlardan kurtulmuş olur.
İslam Peygamberi'nin öğretileri ile birlikte toplumda eşitlik, kardeşlik, doğruluk gibi özellikler eşitsizlik, eşrafiyet ve sınıfsal farklılıkların yerine geçti. O hazret ta baştan kölelik düzenine karşı çıktı ve her türlü ırk üstünlüğü veya sınıf ayrıcalıklarını reddetti. Bu konuda İslam inkılabı rehberi Ayetullah Hamanei şöyle diyor:
Allah resulü (sav) on yıllık hükümetinde bir anı bile boşa harcamadı. O hazretin maneviyat, hidayet, talim ve terbiyeden bir an el çektiği görülmedi. Gerçekten de insan hakları, eşitlik, kardeşlik, adalet ve demokrasi gibi daha sonraki asırlarda beşeriyet için kutsal sayılan değerlerin bir çoğu o hazretin öğretilerinin tesirindeydi. Gerçekte İslam Peygamberi'nin (sav) asr-i saadette on yıllık hükümeti, beşeri toplumlarda yüz yıllık çalışmaya bedeldir. İslam Peygamberi'nin (sav) hükümeti o hazretin büyük mucizelerinden sayılır.
Allah resulü (sav) insanları tevhide davet yolunda çok direndi, çünkü düşmanların türlü komplo ve tehditleri ile karşı karşıya idi. Kimileri o hazrete yönelik tehditlerin çokluğundan ürküyor ve derin kaygı duyuyordu. Bu yüzden bu insanlar Allah resulünü (sav) düşmanla uzlaşmaya teşvik ediyordu. Ancak Allah resulü (sav) hak yolunda davet konusunda bir an bile tereddüt etmiyordu. O hazret Mekke'de 13 yıl zorluk çekti. Ebu Talib vadisinde de Allah resulü (sav) ve sahabeleri ağır ekonomik kuşatmaya maruz kaldı.
İslam Peygamberi (sav) düşmanların kin ve düşmanlıkları yüzünden kurak çöllerde uzun yollar kat etmek zorunda kaldı ve bir çok sahabesi işkenceler gördü. Bazı sahabeler öyle zor durumdaydı ki bazen bir birine elbiselerini borç veriyor veya bir tek hurmayı paylaşarak gün geçirmeye çalışıyorlardı. Uhud savaşında düşmanlar Allah resulünün (sav) dişini kırdılar. Bu olaya üzülen sahabeler o hazretten düşmanı lanetlemesini istedi. Ancak Allah resulü (sav) şöyle karşılık verdi: Ben insanları lanet etmek için seçilmedim. Ben onları Allah'a davet etmek ve onlar için rahmet kaynağı olmak için mebus oldum. Allah resulü (sav) bu sözlerin ardından ellerini kaldırdı ve şöyle dua etti:Ey Rabbim, kavmimi hidayete erdir, onlar ne yaptıklarının bilincinde değiller.
İşte bu şekilde o hazret nefsani hevesler ve dış mihrakların tesiri gibi iki büyük gücün arasında kalan bu insanları öyle bir yetiştirdi ki İslam tealimi sayesinde doğru yolda adım atmaya ve ilerlemeye başladılar.
Allah resulü (sav)'in öğretileri tüm çağlara uygun olan ve asla eskimeyen cihanşümul bir din getirdi. İngiliz yazar Bernard Şav İslam Peygamberi (sav) ve getirdiği dini İslam hakkında şöyle diyor:
Ben her zaman Muhammed'in dinine bu denli canlı oluşu itibarı ile sonsuz saygı duyuyorum. Şimdiden izleri ortaya çıktığı gibi Muhammed inancının yarının Avrupa'sında kabul göreceğini söyleyebilirim. Ben bu fevkalade insan hakkında şu kanaate vardım ki onu beşeriyetin kurtarıcısı adlandırmak gerekir. Eğer onun gibi bir insan yeni dünyanın yetki sahibi olursa, beşeriyeti barış ve saadete kavuşturacak sorunların üstesinden gelecektir.
Kuran-ı Kerim de son ilahi resulü medhediyor ve çeşitli yerlerde ondan söz ediyor. ilahi ayetler Allah resulüne itaat etmeyi Allah'a itaat ve ona itaatsizliği ise Allah'a itaatsizlik şeklinde tanımlıyor. Yüce Allah Kuran-ı Kerim'de o hazretin yüce şahsiyetini ve ahlakını övüyor. Ahzab suresinin 56. ayetinde peygamberin saygı göstermeye layık biri olduğu belirtilirken o hazrete selam ve salavat getirilerek şöyle buyruluyor:
Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salavât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salâvat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.
Allah resulü (sav) mübarek yaşamının son günlerinde zorlukla camiye gitti ve minbere oturdu. O hazret insanlardan kim benim boynumda bir hakkı varsa veya benden alacağı varsa söylesin hakkını ödeyeyim, çünkü Allah katında rezil olmak, sizin karşınızda rezil olmaktan daha zordur, dedi.
Ve sonunda sefer ayının 28. gününde Medine'de büyük bir acı yaşandı. İslam Peygamberi (sav), bu yüce insan Hakka yürümüş ve tüm insanları acı ve keder içinde gark etmişti. O hazret öyle bir din ve inanç geride bıraktı ki üzerinden asırlar geçmesine karşın hala dünyada yayılmaya devam ediyor ve o hazretin adı iyilik ve yücelikle anılıyor.
İslam Peygamberi'nin (sav) rıhletinin yıl dönümü hiç kuşkusuz o ilahi resulün tüm dünyada rahmet ve sevgi ile anıldığı gündür. Allah'ın selam ve salavatı o hazretin ve pak hanedanının üzerine olsun.
İslam Peygamberi (sav) düşmanların kin ve düşmanlıkları yüzünden kurak çöllerde uzun yollar kat etmek zorunda kaldı ve bir çok sahabesi işkenceler gördü. Bazı sahabeler öyle zor durumdaydı ki bazen bir birine elbiselerini borç veriyor veya bir tek hurmayı paylaşarak gün geçirmeye çalışıyorlardı. Uhud savaşında düşmanlar Allah resulünün (sav) dişini kırdılar. Bu olaya üzülen sahabeler o hazretten düşmanı lanetlemesini istedi. Ancak Allah resulü (sav) şöyle karşılık verdi: Ben insanları lanet etmek için seçilmedim. Ben onları Allah'a davet etmek ve onlar için rahmet kaynağı olmak için mebus oldum. Allah resulü (sav) bu sözlerin ardından ellerini kaldırdı ve şöyle dua etti:Ey Rabbim, kavmimi hidayete erdir, onlar ne yaptıklarının bilincinde değiller.
İşte bu şekilde o hazret nefsani hevesler ve dış mihrakların tesiri gibi iki büyük gücün arasında kalan bu insanları öyle bir yetiştirdi ki İslam tealimi sayesinde doğru yolda adım atmaya ve ilerlemeye başladılar.
Allah resulü (sav)'in öğretileri tüm çağlara uygun olan ve asla eskimeyen cihanşümul bir din getirdi. İngiliz yazar Bernard Şav İslam Peygamberi (sav) ve getirdiği dini İslam hakkında şöyle diyor:
Ben her zaman Muhammed'in dinine bu denli canlı oluşu itibarı ile sonsuz saygı duyuyorum. Şimdiden izleri ortaya çıktığı gibi Muhammed inancının yarının Avrupa'sında kabul göreceğini söyleyebilirim. Ben bu fevkalade insan hakkında şu kanaate vardım ki onu beşeriyetin kurtarıcısı adlandırmak gerekir. Eğer onun gibi bir insan yeni dünyanın yetki sahibi olursa, beşeriyeti barış ve saadete kavuşturacak sorunların üstesinden gelecektir.
Kuran-ı Kerim de son ilahi resulü medhediyor ve çeşitli yerlerde ondan söz ediyor. ilahi ayetler Allah resulüne itaat etmeyi Allah'a itaat ve ona itaatsizliği ise Allah'a itaatsizlik şeklinde tanımlıyor. Yüce Allah Kuran-ı Kerim'de o hazretin yüce şahsiyetini ve ahlakını övüyor. Ahzab suresinin 56. ayetinde peygamberin saygı göstermeye layık biri olduğu belirtilirken o hazrete selam ve salavat getirilerek şöyle buyruluyor:
Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salavât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salâvat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.
Allah resulü (sav) mübarek yaşamının son günlerinde zorlukla camiye gitti ve minbere oturdu. O hazret insanlardan kim benim boynumda bir hakkı varsa veya benden alacağı varsa söylesin hakkını ödeyeyim, çünkü Allah katında rezil olmak, sizin karşınızda rezil olmaktan daha zordur, dedi.
Ve sonunda sefer ayının 28. gününde Medine'de büyük bir acı yaşandı. İslam Peygamberi (sav), bu yüce insan Hakka yürümüş ve tüm insanları acı ve keder içinde gark etmişti. O hazret öyle bir din ve inanç geride bıraktı ki üzerinden asırlar geçmesine karşın hala dünyada yayılmaya devam ediyor ve o hazretin adı iyilik ve yücelikle anılıyor.
İslam Peygamberi'nin (sav) rıhletinin yıl dönümü hiç kuşkusuz o ilahi resulün tüm dünyada rahmet ve sevgi ile anıldığı gündür. Allah'ın selam ve salavatı o hazretin ve pak hanedanının üzerine olsun.
Kaynak: Zehranet