Anadolu Ehl-i Beyt Gençlik Derneği ve Kevser organizasyonu’nun düzenlemiş olduğu “5. Uluslararası Erbain Merasimi” Bahçelievler Hasan Doğan Spor salonunda büyük bir katılımla icra edildi. Salonun özenle amacına uygun olarak düzenlendiği görülen Erbain matem merasimine katılım beklenenin çok çok üzerinde oldu. Bunun nedeninin Erbain matem merasimini geleneksel hale getirip zengin içerikle halka sunmalarından kaynaklanmasıdır.Her yıl seçkin konuklar ve katılımcılarla gerçekleştiren bu matem ve yas merasimi her yıl ehlibeyt dostları nezdinde daha görkemli anılacağı şimdiden gözlenmektedir.
Bu yıl beşincisi düzenlenen ve Yaşar Topkaya’nın sunumuyla gerçekleştirilen Erbain merasimine İstanbul’da ikamet eden Ehlibeyt alimlerinin tamamına yakını ve diğer illerden bölge alimlerini temsil eden değerli alimlerimiz katıldı. Kum Cuma İmamı ve İran İslam Cumhuriyet’inin güzide Alimlerinden Ayetullah Seyyid Haşim Huseyni Buşehri, Lübnan Yetimler Vakfı Başkanı Seyyid Ali Abu Ali, Kevser Alimleri, Türkiye Ehl-i Beyt Alimleri Derneği Başkanı Ş. Zeki Tumay, Bab-ı ali İlim ve Hizmet Vakfı onursal başkanı Ş.Musa Aydın, Valide Han camii İmamı S. Safevi, El Mustafa Üniversitesi Türkiye temsilcisi Ş.Resul Abdullahi, Alulbeyt Müessesini temsilen Ş.Rahmani Onurşan, Bursa Ehl-i Beyt Alimlerinden Ş.Bülent Ayyıldız, Ş.Fatih Danyıldız, Ş.Vahit Karaali,Ş.Hasan Bedel,Yalova Ehlibeyt camii imamı Ş. Settar Elmas, Iğdır alimlerinden Ş Musa Ada, Ali Tagavi, Turgay Varol Çorum Ehlibeyt camii imamı Ali Üremiş Adıyaman İmam Hüseyin derneği alimi Hüseyin Alagöz ve İstanbul alimlerinin tamamına yakını bu merasime katılanlar arasındaydı.
Ayrıca değerli hocamız Prof.Dr. Hüseyin Hatemi ve Cem Vakfı Alevi İslam Hizmetleri Başkanı Ali Yüce Dede de konuklar arasında göze çarpanlardı.
Programı Cem tv ve Hilal Tv ara ara canlı olarak verirken bir çok basın mensubunun da merasimi izlediği görüldü.
Yaşar Topkaya’nın sunuculuğunu yaptığı Erbain merasimi programı Kuran-ı Kerim karisi Ş.Mikail Gürel hocanın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
Daha sonra açılış konuşması için Kevser Alimleri adına Huccetu’l-İslam Musa Aydın hoca salavatlarla kürsüye geldi.. :
“Huseyn’in (a.s.)aşkıyla insanların kalbine öyle bir kor düşer ki o kor asla sönmez..”
“Allahu Teala bir kulun hayrını dilerse Huseyn’in (a.s.) muhabbetini ve ziyaretinin muhabbetini o kalbe yerleştirir.” Hadislerini açıklayarak konuşmasına başlayan hocamız sözlerine şöyle devam etti:
Huseyn (a.s.) dostlarının 5 özelliği vardır. Ziyaretü’l-Erbain bunlardan birisidir. Ey Mu'minler sizi buraya getiren kalbinizde asla sönmeyecek olan Hüseyn muhabbetinin aşkıdır. Allah’ın iradesiyle kalbinize yerleştirilen Huseyn’in (a.s.)ziyaretinin muhabbeti imanınızın nişanesidir konuşmasını İmam Huseyn (a.s.)i selamlamayla sürdüren Aydın hoca
Salonda bulunanlara “Esselamu alel Hüseyn ve ala Aliyyibnil Huseyn ve ala evladil Huseyn ve ala ashab-il Hüseyn ve alel ervahilleti hallet bi finaik..” cümlelerini tekrarlattı. Ve sözlerini şöyle sürdürdü:
Sesimiz Zeyneb’in sesine karışsın. Zeynül Abidin a.s.’ın sesine karışsın. Sesimiz mazlum evlatlarının sesine karşısın. Gelmişiz Huseyn’den (a.s.) mesaj nuru almaya, Zeyneb’in mesajından bir ışık almaya.. Huseyn’den (a.s.) biraz daha renk almaya..
Musa Aydın hoca, Bu güzel Huseyni (a.s.) merasimi düzenleyen Kevser organizasyon ve Anadolu Ehl-i Beyt Gençlik Derneğine, uzaktan – yakından gelen Alimlere, üzerimizde hakkı bulunan Kum Cuma imamı ve Eh-i Beyt Alimi Ayetullah Huseyni'yi Buşehri’ye ve Ehl-i Beyt topraklarından meclisimize teşrif eden diğer misafirlere hoş geldiniz diyerek herkese özellikle salonu hıca hınç doldura Ehlibeyt aşıklarına teşekkür etti.
mahşeri kübrada adalet divanında Huseyn’in (a.s.)kanlı gömleğini dışarı çıkarıp ‘Ya Rabbi! İntikamımızı isteriz! nidasını yükselttiğine, o iki cihan Seyyidesinin şefaatine layık oluruz. Ayaklarımız sabit olurdileklerinde bulunarak, Allah’ım bizi onlardan ayırma! Cafer-i Sadık a.s.’ın buyurduğu gibi mahşer günü olduğunda Huseyn (a.s.) dostları için özel bir sancak dikilecek Huseyn’in (a.s.)dostları o livanın altında birleşecekler. Ve Resulullah’a (s.a.a.) ait olan Ali a.s ın mübarek ellerinde Livau’l-Hamd sancağının altında birleşip cennete doğru yol alanlardan eylesin inşaallah.. duasıyla sözlerini sonlandırdı.
Daha sonra Iğdır Alimlerinden ve “Ehl-i Beyt Alimleri Derneği”Başkanı Ş. Zeki Tümay hoca konuşmasını yapmak üzere küsüye geldi.
Konuşmasına İmam Hüseyn a.s ın “bir yudum su içtiğinizde yada bir garip gördüğünüzde bizi hatırlayın.”sözünü hatırlatarak başlayan Zeki tümay hoca, Bu gün uzaktan ve yakından hepimiz bir maksat için buraya gelmiş bulunuyoruz o da Hz. Hüseyn’in şahadetinin 40. günü münasebetidir . Bu vesileyle Ehl-i Beyt Alimleri Derneği adına ve Iğdır Alimleri Derneği adına başta Ayetullah Huseyni Buşehri’ye ve siz değerli katılımcılara bu büyük musibeti tesliyet ve taziyet arzediyorum diyerek sürdürdü Konuşmasının bir bölümünde Ehlibeyt alimleri derneğinin kurulduğu müjdesini de dinleyicilere veren hocabu konuda şunları söyledi:
“Yaklaşık bir yıla yakındır Türkiye’mizde çok çok ihtiyaç olan hatta elzem olan bütün Ehl-i Beyt Alimlerinin başının bağlı olacağı bir derneğin olması gerektiğinden söz ediliyor ve çalışmalar sürdürülüyordu.Haziran ayı 2009 da İstanbul’da gerçekleştirilen, tüzük onayı ve yöneticilerinin seçilmesine ittifaka yakın bir katılımla gerçekleşen seçim sonucu karar verildi ve müteakiben birkaç ay sonra bu dernek kuruldu ve şimdiye kadar 100’ü aşkın Ehlibeyt alimi derneğe üyelik kaydını yaptırdı. Bu sayı daha da artacaktır.
Bizim gayemiz ülkemiz şartları içerisinde Ehl-i Beyt patentli ulemanın birlikteliğini oluşturmak ve daha faydali hizmetler sunarak ülkemize ve milletimize hizmet etmektir. Çabalarımız bunun içindir. O yüzden bu derneğin kapısı sizlerin huzurunda söylüyorum, derneğin yönetim kurulu başkanı olarak söylüyorum herkese açıktır. Biz dostluk elimizi uzatmışız herkesle tokalaşmaya, bu dernek çatısı altında güzel ülkemizde Ehl-i Beyt sevdalısı vatandaşlarımızın dertlerine merhem olabilmek için bütün ulemanın birliğini istiyoruz. İhtilafta rahmet olamaz aksine aksine birlikte rahmet ve güç vardır.
Bu güzel çağrıdan sonra günün anlam ve önemiyle ilgili konuşmasına geçen Türkiye Alimler Birliği Derneği Başkanı Zeki Tumay, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Bu gün Erbain-i Eba Abdillahi’l-Huseyn (a.s.) ve yaranının, Erbainidir/şehadetlerinin 40. Günü, Anadolu Ehl-i Beyt Derneği ve Kevser Organizasyonca düzenlenen bu törenin daha çok hayırlara vesile olmasını temenni eder siz Ehlibeyt dostlarına selam ve dualarımızı iletiyorum.
Kerbela’nın kahraman kadını ve evladı sağ çıkmamış olsaydı belki biz de bu gün anma toplantısını düzenlemeye gerek görmeyecektik.. Kıyamete kadar bu mesajın sürmesine neden Zeynü’l-Abidin a.s. ve Zeynebi Kübra s.a. vesile olmuşlardır Hüseyn mesajının bize ulaşmasına. Esir olarak götürüldükleri Yollarda kitleleri uyardılar ve Kerbela misyonunun bu güne taşınmasına vesile oldular
Azerbaycan’da başörtüsü yasağına da değinen Ehlibeyt Alimleri Derneği başkanı bu yasağı şiddetle kınadıklarını ve bu konuda herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğinin altini çizdi.
Bu güzel ve yerinde uyarı ile Ehlibeyt alimlerimiz zulme her nerede olursa olsun ne derece duyarlı olduklarını bir kez daha göstermiş oldular.
Daha sonra konuşmasını yapmak üzere kürsüye Cem Vakfı Alevi Din Hizmetleri Başkanı Ali Yüce Dede geldi.
Ali Yüce, konuşmasında şunlara değindi:
“Alevilerden selam getirdim. Hepinizin dikkatini çekmek istediğim tarihi hadiseler var. Cafer-i Sadık a.s.’ın buyurduğu gibi her yer Kerbela her gün aşura..”
Hz. Hüseyin’in (a.s.) mesajını nasıl algılamalıyız?. Dilimizde bir hikaye olarak mı kalmalı yoksa yaşantısını yaşantımıza mı uyarlamalıyız?. Hüseyin (a.s.)’i geçmişte kalan bir hadise gibi değil günümüze ışık tutacak olgu haline getirmeliyiz.
Onun başını Şam harabelerine getirdiler. Görünüşte, O’nun başı mızrak ucundaydı ama O (a.s.),Yezidilerin başlarının mızrakta olduğunu gösterdi. Aslında hırsın şehvetin iktidarın zulmün dünyaya düşkünlüğün başı geçmişti mızrakların başına
Tarihte kalanlar Hüseyin’in (a.s.) mesajı üzerinde kafa yormayanlar Hüseyin’i (a.s.) anabilir ama Hüseyin’in (a.s.) yolundan gidemez. Bu gün her birimiz çeşitli ideolojilerin, siyasi fikirlerin, beşeri ve kişisel anlayışların taraftarıyız. Oysa tüm bunlar Hüseyin’in a.s. mızrak ucuna taktıklarıydı. Bunlara takılı olan başımız hakikate ulaşamaz. Eğer anlamak istiyorsak evvela kendi nefsimizdeki hastalıkları tanımalıyız.
Kuran’ı Sıffin’de Amr’ın hilesiyle mızrakların başına geçirerek yapılan bir hilenin sonucunda hz. Ali a.s.’nin yanındakiler dahi biz Kuran’a kılıç çekmeyiz diyerek sonra Ali (a.s.)’ye karşı oldular.
‘Şu hadiseden ne anlamalıyız?’ diye kendimizi sorgularsak eğer dilimizin ucundaki ayetler gönlümüze inmemişse yaşantı ve hal ile biz de o zaman inandığımız değerlere zıt düşmüş oluruz. Eh-i Beyt’in bir zaman adı bile anılmazken son yıllardaki gelişmeler Ehl-i Beyt gerçeğini ortaya çıkarmıştır. İslam’ın hakikatinin ortada olduğunu, Kur’an ve Eh-i Beyt’in birbirinden ayrılmaz olduğunu göstermesi açısında olumlu gelişmelerdir...”
“Hiç kimse Hz. Hüseyin’in (a.s.)Kerbela’daki derinliğini yazamamış sadece zahir şekli boyutu anlatılmış. Ama Hüseyin (a.s.)i anladıkça evvelden ahire kadar tüm insanlığı kuşatmıştır. Ehl-i Beyt Allah’ın en büyük ayetidir. Allah onunla kendini Enfüs ve afakta göstereceğini ifade etmiştir. On iki İmam (a.s.) Efendilerimizi ve sonraki velayeti temsil eden veliler kendi enfüsünde yaşayan ve dışarıdaki olaylarla da bizi uyandırmıştır.”
Konuşmacı sözlerini, “Bizi davet eden ve programda emeği geçen Kevser yayıncılığa çok teşekkür ediyorum, Cem Vakfı Alevi hizmetleri adına.. çok teşekkür ediyorum. Konuşacak çok şey var. Ama program uzamaması gerek. Sevgilerimi saygılarımı sunuyorum..” diye tamamladı.
Merasime Lübnan’dan iştirak eden, Lübnan Yetimler Vakfı başkanı Seyyid Ali Ağa Zehra TV yayın sorumlusu Ş. Cevat Gök hocanın tercümesiyle konuşmasına başladı.
Lübnanlı konuk Seyyid Ali Ağa ferec duasının ardından:
Bu gün buraya gelmekten ve sizlerle olmaktan onur duyuyorum.
Hz. Huseyn (a.s.) kendisi o mübarek ruhuyla burada bütün kalpleri bir araya getirmiş ve burada şu nidayı yükseltmekte:
“Lebbeyk Ya Hüseyn.”
Salondan lebbeyk ya Huseyn a.s.sesleri yükseldi.. ben buraya o topraklardan geldim,ki hadisi şeriflerde buyrulur: “Beytu’l- mukaddesin sırtlarına bir topluluk gelecek ve mehdi için bir ortam hazırlayacaktır.” Buraya Lübnan’daki şehit ailelerinin ve o direniş aile ve evlatlarının selamlarını getirdim. Mazlum haklara yardıma her zaman hazır olan Türk halkına geldik. Filistin halkına sürekli yardım eden siz kardeşlerimizin huzuruna geldik. Marmara gemisinde en somut örneğinde Türkler burada şehitler ve yaralılar sunmuşlardır. Hz Huseyn (a.s.) a.s.’ın 40. Gününde Aşura’nın öğretilerini tekrar tekrar hatırlıyoruz. Asil Muhammedi İslam’ın kurbanlar veren İslam’ın değerlerini hatırlıyoruz. Aşura günü gençler yaşlılar bir bütün olarak bir araya gelmişlerdir. Onların bu tutumunda bir çoklarının Hz. Hüseyn’le a.s. bir akrabalığı yok. Burada Allah ve nübüvvet için ve devamı için Huseyn (a.s.)’le bir arada yer almışlardır. İmam Hüseyn (a.s.) büyün fedakarlıklarla dinin devamı için her türlü fedakarlıkta bulunmuştur. Aşura’yı ihya ediyoruz çünkü Aşurayı yaşamakla tüm zalim ve tağutlara karşı olduğumuzu bildiriyoruz. Yardımcılarımız az olsa da tüm fedakarlıklarımızı göstererek mazlumların yanında yer aldığımızı bildiriyoruz.
Erbain günü de Zeynep s.a.ı aynen anıyoruz. Kerbela şehitlerini koruyan ve onlara riayet edendi. Onun sabrını ve azametli yüceliğini bir kez daha anıyoruz. Zeyneb’in Yezit melununa karşı “elinden geleni yap bizi asla susturamayacaksın” sözünü bir kez daha anıyoruz. Devrimin ve inkılabının yaşaması için bütün fedakarlığı yapan Hz. Zeynep’ti. İmam Hüseyn (a.s.), (Allah) beni şehid O’nu (Zeynep s.a.) esir olarak görmek istiyor’ dedi
Burada bütün kardeşlerimize teşekkür ediyor bizleri imam Huseyn a.s.’ın yardımcı torunlarından kılsın, bizi onların şefaatiyle rızıklandırsın.
“Allahümmerzuqna şafaatel Huseyn … ve ashabı Hüseyn.. esselamu aleykum.” diyerek konuşmasını tamamladı .
Daha sonra kürsüye konuşmasını yapmak üzere davet edilen Kum şehri ilim havzalarının eski genel müdürü ve hali hazırda Kum şehri Cuma imamı olan Ayetullah Seyyid Haşim Huseyni Buşehri selavatlar eşliğinde geldi;Salavatlar üstadın kürsüye ulaşmasına kadar sürdü.
Değerli Kevser Alimlerinden Kıble Dergisi Genel Yayın yönetmeni Kadir Akaras’ın tercümesiyle konuşmasına başladı.
Seyyid’in ses tonundaki mütevazilik samimiyet ve ihlas sanki dedesi Peygamberden esintiler taşıyordu tüm salondakiler susmuş gönül kulağıyla kürsüye kilitlenmişlerdi
Ayetullah Buşehri, salatu selamdan sonra o nezaket dolu üslubuyla, Organize edenlere “bu muhteşem ve düzenli Erbain merasimini teşkil eden azizlerime teşekkür etmek istiyorum, gönülleri Ehl-i Beyt aşkıyla dolan sizlere de tek tek teşekkür ediyorum..” diyerek tüm Ehl-i Beyt sevdalılarının gönüllerine, silinmeyecek izler serpiştiriyordu.
“Erbain gününde ve bu merasimde sizlerle birlikte olmaktan dolayı çok sevinçli ve mutluyum.”diyerek şu sorularla konuşmasına devam etti.
Öncelikle bu kıyamın önderi kimdir? kıyamın içeriği nedir özellikleri nelerdir.?
…Bu sözler Huseyn (a.s.) aşkınızı artıracak ve bu aşktan dolayı kendinizle övüneceksiniz. Peygamber s.a.a. buyurdu: “ Yerde ve gökte En sevimli insanı görmek isteyen Huseyn (a.s.)e baksın.. Huseyn (a.s.)i tanıtan en önemli şahsiyet olan peygamber efendimiz: (s.a.a.) Huseyn (a.s.) bendendir ben de ondanım. Bu cümle iki anlama sahiptir. Biri diğer imamlar ondan olduğundan o soy bendendir. Diğeri ise şuna işaret ediyor ki ben de Huseyn (a.s.)’denim. Bunun manası şudur; benim dinim benim görevim evrenseldir Huseyn’in (a.s.) şehadetiyle benim evrensel görevim devam etmektedir.
Peygamberimizin Huseyn (a.s.)i sevmesi torunu olduğundan dolayı değil (heva ve hevesinden değil) gönülden candan ve ruhtan olan bir sevgiydi. Huseyn (a.s.)’nin kimliğini ortaya koyacak “Hüseyn a.s. hidayet meşalesi ve kurtuluş gemisidir …” hadisidir. Bilirsiniz ki meşale gündüz yakılmaz gece yakılır, Peygamber yol göstericidir, Huseyn’in (a.s.)meşalesi karanlıklarda insanlığın önün aydınlatan bir gündüz mesabesindedir.
İmam Caferi Sadık’tan bir hadis söyleyeyim: “Ey Mutmain nefis Dön Allah’a… (Fecr Suresi) diyen ayetten maksat, oradaki mutmain nefis, Hüseyn (a.s.)’dir.
Çünkü ahlak üstadlarına göre nefsin mertebeleri vardır. Bazen kötülüğü emreden, ikinci kınayan, son olarak mutmain olan nefis. Emmarede ne kul Allah’tan ne Allah Kuldan razıdır. Levvame aşamasında kişi bilmiyor Allah ve kendisi birbirlerinden razı mı? Ama üçüncü aşama olan mutmain nefiste, insan hem kendisinin Allah’tan, hem de Allah’ın ondan razı olduğunu biliyor. Huseyn a.s. öyle bir şahsiyet ki hem o Allah’tan hem Allah ondan razıdır. Bu Huseyn’in (a.s.)görüntüsüdür, ben ancak denizden bir damlayı size sunabildim..
İçerik ve muhtevasına bakacak olursak bu kıyamın, …”
(Bu anlamlı, bilgi ve feyz dolu sohbet esnasında solon sessizliğe bürünmüş ve her kes pür dikkat üstadı dinliyordu.)
“Doğal olaylar her zaman tek boyutludur. Ama sosyal olayların birçok boyutları olabilir. Altın altın olduğu halde gümüş olması mümkün değildir. Ancak sosyal olaylar birçok boyuta sahip olabiliyorlar aynı zamanda. Hz Huseyn’in a.s. kıyamının içeriğine bakarsak tepkisel bir harekettir bir açıdan ama bir başka açıdan ise kıyam hareketi ve başlangıçtır. Yezide karşı bir tepki ve sıcak savaş görüntüsüdür, ancak aynı hareket Kufelilerin davetine müspet cevaptır. Bu iki olayın ikisini de bir kenara koyacak olursak Huseyn (a.s.)’ın hareketi kendi başına bir örnek ve modeldir.
Huseyn’in (a.s.)sözlerini görmüşsünüz. O meşhur sözü duymuşsunuz: İmam diyor ki: ‘görmüyor musunuz insanlar hakla amel etmiyor batıldan da kaçınmıyor. Huseyn a.s.o gün yaşanan olaylardan şikayet ediyor. O gün durum neydi bakalım?. Peygamber s.a.a.’in irtihalinden sonra, vefatından sonra tevhid git gide küfre dönüşmeye başladı merhamet yerini zulme bıraktı. Değişen şartları görüyordu. Adalet yerine zulmün hakimiyetini görüyordu. Sevgi ve şefkatin yerini gaddarlık, ilimin ve bilginin yerini cehalet almıştı. Caferi Sadık a.s.’ın şu Erbain Ziyareti’nde söylediği şu söz, bana göre Hz. Huseyn'in (a.s.) kıyamını anlatması için Erbain ziyaretinin içeriğini okumak yeterlidir. Ziyarette diyor ki: Huseyn a.s.canını feda etti ki insanlar hidayete ulaşsın. Alimlerimiz ve araştırmacılarımız bu noktayı biliyorlar. Hz Huseyn'in (a.s.) kıyamı sadece Yezide karşı değil insanlığın cehaleti ve sapkınlığına karşı bir mücadeleydi. Yoksa Yezid’in o kadar değeri mi var ki biz onu muhatap alalım.. Hüseyn a.s.’ın insanlığı sapkınlıktan hidayete ulaştırma kıyamı, tüm insanlık tarihi için geçerlidir. “Her gün Aşura, her yer Kerbela ve her ay muharremdir” sözü bunu ifade etmektedir. Bu da Hz. Hüseyn’in a.s. kıyamının tarih kadar geniş olduğunu göstermektedir. Bundan dolayı Hüseyn (a.s.) kalplerde yaşıyor. Bu anma merasimi de sizin Hüseyn’e (a.s.) olan muhabbetinizin ne kadar zirvede olduğunu göstermektedir. Babalarımız annelerimiz vefat ettiği zaman en fazla bir yıl onlara matem tutarız ama Hüseyn’in (a.s.) matem ve yası 14 asırdan fazladır insanlık arasında yaşamaktadır.
Erbain zamanı geldiğinde mahşeri kalabalıkların Huseyn (a.s.)i ziyarete gittiklerini haberlerde görüyorsunuz. neden Huseyn (a.s.) kıyam etti? bu gün Hz. Huseyn'in (a.s.) bize ey bacılarım kardeşlerim mesajı nedir?
Hüseyn’in (a.s.)Kıyamı öncelikle ibadet ve namaz içindir. Kardeşi Hz. Hüseyn’e (a.s.) ‘kardeşim gitme’ dediğinde: İmam, Muhammed Hanefiye’ye “biz ne fesat ne saltanat için (kıyam ettik.) Ben iyiliğin hakim olması kötülüğün yok olmasının peşindeyim ben bölücü değilim, iktidar amacım yok.” Diyerek asıl amacını ortaya koymuştur.
Ben bir olayı sizler anlatayım. Birkaç yıl önce Hindistan’a gitmiştim. Oradaki Alim arkadaşlarımıza sordum Aşura günü ne yaparsınız diye. Onun cevabı şu oldu: ‘hangi milletten olursa olsun herkes Hz. Hüseyn (a.s.) için gözyaşı döküyor bir araya geliyor. Bu gün sizlerin bir arada olmanız ve değerli başbakanın Aşura merasimine katılması gösteriyor ki; Huseyn (a.s.)in sevgisi bütün gönüllerdedir. Çünkü Huseyn (a.s.) büyüktür herkes büyük olana sevgisini göstermek istiyor. Onu göstermeyen zarar içindedir. Bu Hüseyn’in a.s. büyüklüğünü göstermektedir.
Birkaç cümle de Hz. Hüseyn a.s.’a vazifemizi ifa edelim. Erbainde Cabir gelip kendini Hz. Hüseyn’in (a.s.) mezarın üzerine attı. Atiyye diyor ki Cabir o an bayıldı. Ben buradan sesleniyorum: Cabir sen aşura günü Kerbela’da değildin, sen Hz. Hüseyin (a.s.)’ı parçalanmış bedenini görmedin ki… Mübarek başını mızrak ucunda görmedin ki.. yetim çocuklarının o başsız beden kenarındaki gözyaşlarını görmedin ki Erbain gününde Zeynep de geldi. Kardeşine hitap ederek seslendi: ‘kardeşim ben senin parçalanmış bendinin yanından bu çocukları Şam’a kadar götürdüm. Ancak şamdan dönerken Zeyneb’in dizlerinde takat kalmamıştı, çocuklar Zeyneb’i kerbelaya getirdi. Kardeşim Zeyneb'ini tanıyor musun? Aşura günü seni tanıyamadı Zeynep... Ve seslendi kardeşine o gün senin bedeninde baş olmadığı için ben seni tanımadım. Şimdi gözlerini açsan, saçları ağarmış Zeyneb’ini sen tanıyabilir misin?”
(Bu noktada salonda göz yaşları akmaya başladı.. mendiller çıkarıldı, yüzlere kapatıldı. Başlar iyice aşağı eğildi.. Mahcubiyetten acı ve ızdırabı hissetmekten. )
“Allah’ım sen bizi bağışla, Müslümanlara izzet inayet et, bu matemi bizden en güzel şekilde kabul eyle. Rehberimize uzun bereketli ömürler ihsan et. Müslümanlara yardım edenlere yardım et. Bizden razı olmadıkça bizi bu dünyadan götürme, İmamı Zaman’ın (a.f.) zuhurunu tez et..”
Bu güzel, derin bilgi ve feyz dolu konuşmanın ardından kürsüye konuşmasını yapmak üzere El Mustafa Üniversitesi Türkiye Temsilcisi Dr. Resul Abdullahi geldi.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Dr.Abdullahi, devamla şöyle dedi:
Sohbetimden önce bu eza günlerini siz azizlere Alimlere, hanımlara ve tüm Hüseyn dostlarına tesliyet arz edip baş sağlığı dilerim. İki şey var birisi “Erbain” konusu nedir, Bu hadis ki Ağa Emirul Mu’minin buyurur, ‘Sizin için iki şeyden korkuyorum. Biri ben sizlerin heva ve hevesinize tabi olmaktan korkuyorum, İkincisi arzuların uzun olmasından korkuyorum.’ Bu hadisi hem Peygamber s.a.a. söylemiş hem Ali a.s. Nehcül belağada dile getirmiş. Heva ve hevese itaatin zararı ne?. Emiru’l-mu’min’in kendi hevasına tabi olursa haktan ayrılır. Doğru yoldan uzak düşer kendine kulak verse.. arzuların uzun olması kıyameti ve ahreti düşüncesinden uzaklaştırır diyor. Haktan ayrı düşmenin büyük nedeni insanın kendi heva ve hevesine uymasındadır. İki yol her zaman var ve insan her zaman bu iki seçimin ortasında kalır. Acaba hak yolu mu seçip veya batıl yolu mu seçeyim.. Haktan uzak kalırsa batıla el verir.
İmam Huseyn (a.s.) Kerbela’ya gidende Allah’ın evini ziyaret eder. Orda bulunanlara buyurur ki: “Bu gün bana yardım günüdür.” (Bu arada ağanın konuşmaları Azerice olduğundan bazı ifadeleri anladığımız şekilde Türkçeye uyarladık.)
Orada bulunanlardan birisi der ki:
‘Ben ihtiyarlamışım, sana da evet demiyorum senin de oraya gitmende hayır göremiyorum.’
İmam (a.s.) buyurur; ‘ben senden meşveret etmiyorum ben senden yardım dilerim eğer bu gün hakka yardım etmezsen, gözümün önündedir, sen yarın batıla yardımcı olacaksın. Elimden tut.. hakka el vermedin, yarın Haccac’a ayağından el vuracaksın.. benim elimle sen biat et, İmam buyurdu Eğer hakkla olmasan batıla ayağından el verip, ona yardımcı olursun.
Peygamberimiz s.a.a. buyurdu “kim zamanın imamına biat etmese o cahiliyet ölümüyle ölür.”
Aradan 16 yıl geçti. Haccac Abdullah bin Zubeyiri öldürmek için geldi. Ve İmamın dedikleri çıktı. Haccacın eline biat etme istedi ama o dedi yok ayağını uzattı ve ayağından biat etti. İmam buyurduğu 16 sene sonra gerçekleşti. Hakka yardımcı olmasan batıla yardımcı olarsan. Abdullah bin zübeyir ölümünü görüp korkudan böyle yaptı..
Hak ile batıl her zaman savaşmada. İnsan eğer hakkı seçmese yüzde yüz batılı seçecek.
Eğer kendi hevasına tabi olsa insan, Allah size düşünce yollarını kapatır yüreklerinizi kapatır anlamak ve bilmek yolu sizin yüzünüze kapanır hak yolundan uzaklaşırsınız batıla devamlı olacaksın.
Dr.Resul Abdullahi hocanın konuşması dua ile bitti.
Daha sonra AlulBeyt Müessesesi Müdürü, Ehl-i Beyt Alimlerinden Ş.Rahmi hoca konuşma için kürsüye geldi.
Ş.Rahmi hoca selat ve selamdan sonra konuşmasına başladı.
“ Yoruldunuz, Kerbela’ya Necef’ten yürümeye karar verdik. 80 kilometre gittikten sonra yorulduk Yoruldunuz mu dendi biz de ne yalan söyleyelim yorulduk, o zaman dedik bi salavat diyelim varırız Kerbela’ya … “
Dua ile devam etti Rahmi hoca. Hemen akabinde şiire geçti:
“Bütün alem damladır deryadır Huseyn (a.s.)
Bütün alem damladır deryadır Huseyn (a.s.)
bütün alem bendeyi mevladır Huseyn (a.s.)
Korkarım düşmanını da bağışlasın
Çünkü keremdir Hüseyin (a.s.)
Hüseyn, (a.s.) Seni tanıyan canı malı neylesin Huseyn,
Senin divanen bu dünyayı o dünyayı neylesin Huseyn (a.s.)
Bu güzel şiirden sonra Seyyid Ayetullahil Uzma Sistaninin Resmi kültür temsilcisi olan Alu’l-Beyt Müessesesi’nin genel sekreteri ve Ayetullah Sistaninin damadı olan Seyyid Cevat Şehristani’nin selamını iletti ve ekledi: “Bu vesileyle başta İmam Mehdi (a.f.) olmak üzere Taklit mercilerine değerli alimlere ve mu’minlere tesliyet arz ediyorum.
Aşura’dan sonraki yirmi gün içerisinde bu esir kafilesi Şam’a götürüldü. Tarih kitaplarından naklederek söylüyorum, Sefer ayının birinci günün Emevi bayramı olarak anılmasının nedeni bu olsa gerek. Geri kalan 40 günün yirmi günü de esirler Şam’dan Suriye’den Medine’ye dönerken Kerbela’ya uğradılar.
Aşura günü İmam Hüseyn (a.s.) Ceddi Resululah’tan kendilerine nakledilen, o mukaddes emanetleri o esirlere verdiler. Zeynep bu emaneti sehir sehir insaniyeti ölmemiş insanlara ulaştırdı.
Erbainde, Hz. Zeynep Kerbela’ya döndüğünde İmam Hüseyin’den aldığı emaneti iletmiş insanlara Küfe’de her yerde insanların kalbinden şehirlere babadan evlatlara anneden evlatlara nakledildi. Çocuklarına süt veren anneler bunları gönüllerinden hayatlarına çocuklarına aktardılar, ve o emanet süte karıştı Ebulfazl aşkı asırlar boyu devam etti. Bu emanet nedeniyle böyledir ki Erbainin diğer günlerden farkı budur.
Diğer önemli bir konu şudur ki, İmam Hüseyn (a.s.) hiç bir ırkı ve grubu muhatap almamıştır. Devletler, ırklar ve guruplar bitmiştir, İmam Hüseyin’in muhatabı sizsiniz. İmam Hüseyin’in (a.s.) aşk gemisi sizin göz yaslarınızla bu güne taşındı. Afrika’dan Asya'ya Amerika'dan diğer yerlere göz yaşlarıyla denizlerle taşındı. Denizle göz yaşının iki ortak noktası da tuzlu oluşudur. İşte bu mesajı taşıyan sizsiniz.. Şu anda milyonlarca insan yorulmadan, 10 milyon insan deniliyor dünyanın her köşesinden bu bayrağı erbainde İmam Hüseyin’e teslim etmek için yoldalar.
Daha sonra Hz. Zeynep (s.a.) ile ilgili şiir okudu:
NİCİN BU KADAR BİTAPSİN ZEYYNEP
NİÇİN BU KADAR BİTAPSIN
BU AHI FIGAN NİYE
KİM İNCİTTİ SENİ BU ELEMLE Kİ
GÜNEŞİN DOĞMUYOR
BAKTIGIN HER YER VİRANE
Böylece programda ki konuşmalar sona ererken, sıra Kevser Tiyatro Gurubu sunumu ve Mersiyelere geldi.
Tiyatro 8 kadar oyuncu ile oynandı. Bunlardan birisi İmam Zeynul Abidin'i canlandıran diğerleri Ehl-i Beyt kadınlarını temsil ediyordu. Arada ya Huseyn feryatları yürekleri dağlıyordu.. Kucaktaki Ali Asgar simgesi çocuk.. Kadınların oturup ağlamaları... Salonda başların öne eğilip ağlama seslerinin yükselmesine neden oldu:
“Mazlum babam..
Garip babam
Başsız bedenine kurban
Susuz başına kurban…
….
Azizim ben seni böyle mi gönderdim meydana. Konuşmayacak mısın kardeşinle, hoş geldin demeyecek misin.. ‘Azeri Ağıt’tan fonun çalındığı canlandırmalarda arkada ise esirler kervanı filminden kesitler sunuluyordu..
“Ya Muhammeda, Haza Huseynuke.. (bu Huseynindir…) bunu düşmanları öldürdüler.. Ey Ali-yi Murtaza ve Fatımetu’z Zehra..
Ya Resulellah! Şu kumlar üzerindeki başsız beden senin Huseyni (a.s.)ndir. Şikayetim Allah’adır.. “
Kadınların elleri zincirli iken Ali Asgar’ın boğazı da okluydu.. Musa Ağa’nın aradaki ağıtları olayın tuzu biberi idi..
Ve sonra Yezid’in askerleri geldi sahneye. Sarı donlu elleri kırbaçlı başlarında Arap geleneklerine ait örtüler.
Ve Zeynep..:
“Hüseyin ayrılık vakti geldi artık Zeyneb’ine dua et ki mesajlarını dünyaya ulaştırsın emanetlerini Ceddine Medine’de ulaştırsın.. Hüseyin (s.a.) sen rahat et daha çok yaşayacak mektebin.. “
İşte burada Neyneva’dan yükselen feryadın, neylere neden bu denli acı acı yansıdığını. Neyin sesinin neden yürekleri yaktığını…
“El veda şehitlerin babası mazlumların babası… Elveda..
Ey Fırat’ın kenarında yatan yiğidim Ebul Fazl’ım bağışla bacını, buracıktan kabul et Zeyneb’in veda feryatlarını.. gelemedim.. döneyim de nasıl diyeyim Ümmü’l-Benin’e şehid olduğunu..”
Yanıktı şianın her şeyi gibi ezanı da..
Yavrum aç gözlerini susuz giden yavrum, Bir kez olsun gül annenin yüzlerine bak artık süt dolmuş göğüsleri… Artık bundan sonra nasıl su içer annen…
Gösteri biter bitmez Erdebil’li Meddah daha kürsüye çıkmadan başladı ah u figanlarına..:
“Nenem Zehra yaralarına kurban ya Huseyn..
Gidiyorum Şam-ı harabeye.. Bedenime can ver Huseyn…
Ay gardaş, ay gardaş, ay gardaş…
Yaslı …
Artık tüm salon hıçkırıklara boğulmuş …
Çok geçmedi, sahne önüne gençler Ehl-i Beyt Meddahı Erdebi’linin okuduğu sinezen ve mersiye ruhları şad ediyor insanları dünya mekanından sıyırıp bilinmeyen ufuklara taşıyordu:
“Ene mazlum Huseyn..
Tüm salon bu sesle ayağa kalktı. Gençler başladı sineye..
“Ene mahrum Huseyin.
Ana atşan Huseyin.
Ey başı ellerde galan Huseyn
Peykeri çöllerde kalan Huseynim a.s.
*****
Ali Mert/Rasthaber



























