Bir Rus gazetecinin notlarından-1
İran’ın da bombası var!
Yakın bir geçmişte İran’ı gezen Rus “Zavtra” dergisi Yazı İşleri Müdürü Alexander Prohanov, gözlemlerini bir makale halinde yayınladığı dergide "İran'ın bombası var" dedi.
Bir süre önce İran’ı gezen “Zavtra” adlı haftalık Rus dergisinin Yazı İşleri Müdürü” Alexander Prohanov, Rusya’ya döndüğünde İran’da gördüklerini “İran’ın Bombası Var” başlığı altında bir yazı halinde yayınladı.
İşte bu yazıdan bazı pasajlar:
“İran’dan yeni döndüm. İran’ın modern kentleri, çok güzel kara yolları, otomobiller seli ve kalabalık kavşak ve bulvarlarda yer alan billur gibi gökdelenleri gözlerimin önünde. Bir de, İran İslam Cumhuriyetinin büyük kurucusu Ayetullah Humeyni’nin-ks- orada yaşadığı küçük ve çok sade evini gördüm. Dünyada benzersiz bir ruhani devrimi gerçekleştiren ve İran’ı uluslararası medeniyet merkezine yerleştiren büyük bir şahsiyet orada yaşamış. Ayrıca sedef gibi cami ve türbeler, masmavi göğe uzanan altın kubbeler gördüm.”
“İran’ın dini gücünün yoğunlaştığı kutsal Kum kentini gezdim. Kuran-ı Kerim’in Sure ve Ayetlerinin okunup yorumlandığı birçok İslami üniversite ve medreseleri gördüm. Bazı Bakanlar, Maslahatgüzarlar, aydınlar, gazete ve dergilerin Yazı İşleri Müdürleriyle tanıştım ve sohbet ettim. Bazı din âlimleriyle de görüştüm. Bilgisayar programlarının tasarlandığı muazzam donanım, laboratuar ve salonları olan bilgisayar merkezlerini gezdik. Kuran buradaki bilgisayarlar sayesinde yeni yeni yorumlarla inceleniyor. Bu arada bazı teknokratlar ve bilim adamlarıyla İran’ın modernleşmesi ve nükleer programı hakkında sohbet ettim. Aşura matem merasimine katıldım. Binlerce Müslüman akşamlar sokağa dökülüyor ve İmam Hüseyin’in-s- şahadet yıl dönümü münasebetiyle ağıtlar yakıyorlar. Ben, yas tutan yüz binlerce İranlının safları ortasında yürüyordum. Etrafımda çocuk, genç, yaşlı her yaş ve her kesimden insanlar vardı. İçlerindeki gam ve kederlerini, sadece İmam Hüseyin’le-s- değil, dünyadaki bütün mazlumlar, çilekeşler ve haksızlıklara uğrayanlarla paylaşma niyetiyle zincirlerle dövünüyorlardı.”
“İranlıların Muharrem yaslarına şahit olduğum o gün, bende kesin bir kanaat uyandı: Evet, İran’ın da bombası var! Ama bu bomba, bu toplumun simasıdır. İran’da yerleşik kılınabilmiş olan bu sosyal ve manevi düzendir. İran, işte bu görünümüyle dünya arenasına girdi ve uluslararası bütün düzenleri sorgulamaya başladı.”/devamı yarın
Bir Rus gazetecinin notlarından-2
İran’ın bombası var!
Muharrem yaslarında İran’ı gezen Rus “Zavtra” dergisi Yazı İşleri Müdürü Alexander Prohanov, gözlemlerini anlatırken "İran'ın bombası var" dedi.
Kerbelâ şahitlerinin anıldığı Muharrem Ayı matemleri sırasında İran’da bulunan “Zavtra” adlı haftalık Rus dergisinin Yazı İşleri Müdürü” Alexander Prohanov, Rusya’ya döndüğünde İran’da gördüklerini “İran’ın Bombası Var” başlığı altında bir yazı halinde yayınladı.
Bugün 2. bölümünü aktaracağımız bu “haber-yorum”un, Müslüman olmayan ve İran’ı da ilk defa gören bir gazeteci tarafından yapıldığı dikkate alındığında ,İran hakkında Batının pompaladığı atom enerjisi haberlerindeki “panik yaratma kaygısı” nın aslında bu kültür ve inanç gücünden gocunma olduğu daha net olarak anlaşılabilecektir.Şimdi, Rus yazarın İran değerlendirmelerine,dün bıraktığımız yerden devam ediyoruz:
“İran’da insanların kendi hayatları için sarfettikleri enerji, müzmin ve anlamsız heveslerini yatıştırmak, çılgınca tüketmek ve şehvetperestlik uğruna değil. Bu insanların kemale erme, yaratıcılık, hakikat arayışı ve dünya hayatını sonsuz İlahi hayatla karşılaştırma ve o sonsuz hayata ulaşma kaygıları var.”
“İran, gece kulüpleri, eğlence merkezleri, göz kamaştıran restoranlar, striptiz barlar, şehvetler ve keyifler ülkesi değil. Tam tersine, bir bilim ve yoğun tempolu çalışma ülkesi..
İran, üniversiteler, çeşitli okullar, kütüphaneler, konuşma yapılan kürsüler, bir de, alkolden ve uyuşturucu maddelerden uzak, gelecekten umutlu gençlerin ülkesi. İran’ın sanat ve felsefesi, insanların birbirleriyle iyi geçinmeleri, doğa ve dünyadaki maddi-manevi bütün varlıklar karşısında olumlu tepkiler vermeyi öğretiyor. Bu felsefede, insanların içndeki hayvanlığın nasıl kontrol altına alınabileceği, İlahi ve tinsel mahiyetin nasıl uyandığından bahsediliyor.”
“Adalet, İran’ın ülke ve dini felsefesinin temel konusunu oluşturuyor. İran’da kendine has bir demokrasiyi meydana getirmiş olan da işte bu adalet anlayışıdır. Seçimler Parlamento, partiler, Cumhurbaşkanlığı ve dini gücü kapsayan ülkenin zaruri ve vazgeçilmez bir kanunu demektir. İran’ın büyük dini lideri Ayetullah Hamenei gökten inmiş bir kimse değil. Din alimlar arasında yapılan bir seçim sonucu Rehber olarak seçildi. İran’da iktidar, ferdi düşünceler ve bir kişinin kendi başına almış olduğu kararlara dayanmıyor. İran’da hakimiyet, sayısız maslahatlar ve birçok nüfuz ve güç merkezi arasında sağlanan koordinasyonlar sonucudur. Ülkede siyasi süreci biraz ağırlaştıran mesele de işte bu maslahatlar konusunun bu şekilde ele alınıp incelenmesidir. Ancak bu durum öte taraftan söz konusu siyasi süreçte belli bir ritim, düzen ve hızlı iniş-çıkışlardan uzak olmayı sağlıyor.”
“İran’ın birçok düşmanı var. Onlar bu ülkeyi kuşatıyor ve ona karşı askeri ve ekonomik çeşitli yaptırımlar uyguluyorlar. İranlı nükleer bilim adamlarına karşı terör eylemi düzenleyip katlediyorlar. İran’la ilgili korkunç bir imaj oluşturup, İran’ı dünya kamuoyu önünde korkulacak bir ülke olarak gösteriyorlar. Bu arada üzücü olan bir durum Rusya’nın da bu İyi-kötü savaşında kötüler ve şerler safında yer alması ve İran’a karşı tavır sergilemesidir. Rusya, ölüm ve yok olmaya doğru giden bir dünyada yer aldı. Böylece kendi önemli tarihi sermeyesi, yani düşünce ve adaletten vazgeçti. Halbuki aynı Rusya 20. Yüz yılı böyle bir değere ulaşmak için geçirmişti.”
“Şimdi İran’da Müslümanlar arasında yürüyor ve bunu yaparken, tıpkı onlar gibi ben de ,beni yaratan Rabbimi zikredip O’nu anıyorum..İmam Hüseyin -s- gibi birinin yasını tutarken Yüce Allah’ı anmanın muazzam bir tadı varmış gerçekten..”
FHA