Kıyam, şehadet,yiğitlik, kahramanlık, fedakarlık,irfan, aşk ayı Muharrem ayı bütün azamet ve yüceliği ile tekrar beşeriyet alemine mesajını vermek için gelip ulaştı. Kalplere hüzün dolmasıyla birlikte “ Lebbeyk Ya Hüseyin!” nidaları, “Lebbeyk Ya Mehdi !”ile yoğrularak zamanın İmamının yanıda yer almayı gerektirir.
Tarih boyunca Ehlibeyt için yapılan matem merasimleri, Şia mektebinde önemli bir yere sahipdir. Özellikle Muharrem ve Aşura merasimleri bu mektebin canlı ve ayakta kalmasını sağlamıştır. Ama bu matem meclislerinin hakikatinin, henüz birçok kesim tarafından anlaşılamadığı görülmektedir.
Bazıları, bu merasimlerin sürdürülmesini anlamsız ve tarihte vuku bulmuş bir olay için bu kadar üzülmenin, gözyaşı dökmenin yersiz, olduğunu düşünüyor. Bazıları İmam Hüseyin’e ağlamanın sevabından hareketle matem törenlerinin yapılması gerektiğini, tarihte eşi, benzeri olmayan bu katliam karşısında ağlamamanın İmam Hüseyin’e yapılmış bir zulüm ve haksızlık olacağını vurgulamışlardır. Diğer bazıları ise ağlamanın asıl hedef olmadığını, matem meclislerinden bir araç olarak yararlanılması gerektiğini savunurlar. Bu görüş sahiplerinin hiç birisi matem meclislerinin hikmetini bütün yönleriyle anlayamamışlardır.
Matem meclislerinin, mersiye ve ağıtların hakikatına bakıldığında ve İmamların bu amellere teşvik eden rivayetleri incelendiğinde meselenin hiç de öyle basite alınmaması gerektiği ve ne denli dünyevi ve uhrevi faydaları olduğu görülecektir.
Kerbela kıyamının neden gerçekleştiği ve İmam Hüseyinin neden Kerbela’da şehid edildiği, Aşura günü nasıl bir katliam yapıldığı sorularının cevabı araştırıldığı zaman bu matem meclislerinin felsefesi anlaşılacaktır.
Biz bu sohbetimizde matem merasimlerinin ve İmam Hüseyine ve Kerbela şehitlerine neden ağlandığının felsefelerinden bir kaçına değineceğiz:
Bu merasimler, İmamın kıyamının felsefesini anlamak ve dönemin tağutu karşısında nasıl bir mücadele sergilediğini öğrenmekle birlikte günümüz Yezidlerine karşı ilahi görevin ne olduğunun bilincine varıp ne yapılması gerektiğini anlamak için yapılır.
Bu merasimler, İmam Hüseyin’in asırlar önce İslam’ın yok olmaması, insanların hür ve özgür yaşamaları için gerçekleştirmiş olduğu Kıyamı yaşatmak ve gelecek nesillere ulaştırmak içindir ve bizlere nasıl ulaşıp hayat verdiyse onlara da ulaştırıp hayat kazandırmak içindir. Çünkü kuruyan İslam ağacını kanıyla sulayan, rafa kaldırılmış Kuran’ı Kerim’i hayata geçirmek için canını, malını herşeyini bu yolda feda eden Peygamberin torununun Şehadeti canlı tutulmalıdır. Hayatın gerçek felsefesi bu kıyamda beyan edilmektedir.
Bu matem merasimleri hak yolunda mücadele edenlerin vahdet ve birliğini sağlayıp tağutlara karşı mucadelede organize olmalarını sağlar.
Kerbela ve Aşura bütün hürriyet savaşcıları için bir semboldür,. İmam Hüseyin ise bütün alem için bir önderdir. Bu ilahi sembollerin yaşatılması, ilham kaynağı olan İmam Hüseyin’in tanınması için söz konusu merasimlerin yapılması gerekiyor.
Bu merasimler, mersiyesi ve ağıtlarıyla İmam Hüseyin’le bir gönül bağı kurmayı sağlar. İmam Hüseyin mektebini kendine yol olarak seçmeyenler Kerbela mazlumiyetini anlayamazlar, gözyaşı dökekezler.
İmam Hüseyin ve Kerbela şehidlerine ağlamanın kendisi bir fazilet ve üstünlüktür. Bir rivayette şöyle belirtiliyor: „ Hüseyinin şehadetinden dolayı müminlerin kalbinde asla sönmeyen bir ateş vardır, (bu musibet için) kim ağlar ve ağlatırsa veya ağlamış gibi yapıp hüzünlenirse cennete girer.“
Diğer bir rivayette şöyle buyurulur: „ Kıyamet günü bütün gözler ağlar, Hüseyin’in musibetine ağlayan göz hariç, o göz, güler ve cennet nimetleriyle nimetlendirilir.“
İmam Hüseyin’e ve Kerbela şehidlerine ağlamanın ahirette sevabı olduğu gibi dünyada da şehidin hedefini yüceltir, Kıyam mektebini yaşatır. Bu matem merasimlerinde ne kadar ağlansa İmam Hüseyn’e ve Kerbela şehidlerine bir fayda sağlamayacaktır, ama İmam ile gönül bağı kurmak isteyenlerin kalplerini manevi yönden güçlendirecek ve kalpleri birbirine yaklaştıracaktır. Olay sadece gözden yaş akıtmak değildir, bu ibadi ve manevi bir eylem olduğu gibi siyasi bir eylemdir. Hedef doğrultusunda kenetlenmeyi, güçlerin birleştirilmesini sağlayan bir ameldir.
Masum İmamlar bu merasimlerin yapılmasını istemiş, Kıyam, Kerbela ve Aşura’nın unutulmasını engellemişlerdir. İmam Seccad, Kerbela olayından sonra yaşamı boyunca matem merasimleri düzenlemiştir. İmam Bakır (a.s) kendi zamanında matem merasimleri düzenlediği gibi kendi şehadetinden sonra da İmam Hüseyin için on yıl boyunca her yıl Mina’da mersiye ve ağıt okunmasını vasiyet etmiştir. İmamın özellikle hac mevsiminde, hem de Mina’da istemesi bu amelin hem manevi hem de siyasi olduğunu gösteriyor. Çünkü bu merasimlerde kıyamın hedefleri açıklanacak, zamanın tağutunun yaptığı zulümler beyan edilecek, çeşitili ülkelerden Mekke’ye gelen hacılar İmam Hüseyn’in gerçek hedefinin ne olduğunu öğrenecek ve kendi bölgelerine döndükleri zaman Kerbela mesajını kendi halklarına ulaştıracaktır. Böylece insanlar hak ve batılı öğrenmiş olacaklar.
Günümüzde bazıları kendilerini aydın ve okumuş saydıklarından İmam Hüseyin(a.s)’a matem tutup ağlamayı boş görüyor ve söz konusu merasimler ve matemlerin hikmetini akıl ve bilimle anlamayınca da ağlamanın boş olduğunu ve bunun İmam Hüseyn’e bir fayda sağlamayacağını sanıyor, ağlamanın gönül ve aşk meselesi olduğunu anlayamıyorlar.
Gözyaşı, muhabbetin izharı, kalbin dili, aşkın nişanesidir.
Gözyaşı, duygu ve hislerin tercümanıdır.
Gözyaşı, İmam ile dertleşmek, Ehlibeytin hüznüne ortak olmaktır.
Gözyaşı, ruhun ateşini söndürür kalpdeki Hüseyin aşkını alevlendirir.
Gözyaşı, Aşura mektebinden beslenme gıdasıdır.
Bunu anlayabilmek için Hüseyin kıyamını, Kerbela mektebini, Aşura kahramanlığını anlamak gerek. Daha doğrusu İlahi Aşkı anlamak gerek, ama akılla değıl tertemiz bir kalple.
İlahi ! Kalplerimize ilahi aşkını yerleştir.
İlahi ! Yüreklerimize Hüseyin aşkını yerleştir.
İlahi ! Bu dünyada Kerbela’yı ziyeret etmeyi nasip eyle
İlahi ! Kıyamette Hüseyin şefaatini nasip eyle. Amin
İrib