İmamiye mezhebinde –ister Ehlibeyt imamları döneminde olsun ister daha sonraki dönemlerde olsun- birçok büyük mütekellim yetişti.
Bunların adlarını ve kelâmi eserlerini zikretmek için yeni bir kitap kaleme alınmalıdır. Bu yüzden burada kısaca bu mütekellimlerden sadece bazılarını tanıtmaya çalışacağız.
1-Hişam bin Hakem (ö. 179 veya 199): İmam Sadık (a.s)’ın öğrencilerinden ve yakın ashabından ve İmam Kazım (a.s)’ın da halis dostlarından idi. Kelami konularda –özellikle imamet meselesinde- diğerlerinden üstündü. Muhalifleri dahi şahsiyetini övmüştür. Şehristani onun hakkında şunları söylemektedir: “Mutezililer hiçbir zaman Usul’de Ğur’un sahibi Hişam bin Hakem’i unutmamaları gerekir.”[1]
Ahmed Emin Mısri onun hakkında şöyle demektedir: “O kelam ilminde Şia’nın en büyük mütekellimidir. Delilleri çok güçlüydü. Mutezile ile olan tartışmaları eşsizdir ve birçok sözü farklı kitaplarda nakledilmiştir. Bu da akıl ve zekâsının göstergesidir.”[2]
İmam Sadık (a.s) Hişam bin Hakem hakkında şunları buyurmuştur:
“Hişam bin Hakem hak üzeredir ve daima kafirlerin önünde bir settir. Ona tabi olanlar hakka tabidir. Ona tabi olmayanlar dalalete tabi olmuşlardır.”[3]
Hişam farklı din ve mezheplerin meşhur mütekellimleri ile tartışıyordu. Amr bin Ubeyd, Ebu İshak Nizam, Ebu Huzeyl Allaf, Derar bin Amr, Abdullah bin Yezid Ebazi, Yahya bin Halid Bermeki, Caslik Nasrani, Zeydilerin reisi Süleyman bin Cerir bunlardan bazılarıdır.
Hişam aynı zamanda bunlara reddiye mahiyetinde kitaplar da kaleme aldı. Bu yüzden bu insanlar tarafından nefret edilen biri oldu. Nitekim Ahmed Emin bu hususta şunları nakletmektedir: “Mutezileyi savunan Cahiz tartışmada hiçbir şey elde edemedi ve eleştirildiği için de sinirlendi.”[4]
Hişam bin Hakem farklı konular hakkında birçok kelami eser kaleme aldı ki bunlardan bazıları şunlardır; el-İmamet, el-Delalat ala Hudus’il-Eşya, el-Reddu ala el-Zenadike, el-Reddu ala Ashab’il-İsneyn, el-Tevhid, el-Reddu ala Men Kale bil-İmamet’il-Mefdul, el-Cebr vel-Kader, el-Marifet, el-İstitaat, el-Kader ve…[5]
2- Muhammed bin Ali bin Numan: Müminu’l-Tak adıyla meşhurdur. İmam Seccad (a.s)’ı, İmam Bakır (a.s)’ı ve İmam Sadık (a.s)’ı derk etti ve onlardan rivayetler nakletti. Kelami münazaralarda çok yetenekli ve hazır cevap idi. Muhalifleri ona Şeytanu’l-Tak diyorlardı. Kaleme aldığı bazı kelâmi eserleri şunlardır; el-İmamet, el-Marifet, el-Reddu ala el-Mutezileti fi İmamet’il-Mefdul, Efal la Tefal, el-İhticac fi İmamet’i Emir’el-Müminin[6]
3- Fazl bin Şazan Nişaburi (ö. 261 h.k): İmamiye mütekellimleri ve fakihleri arasında mümtaz bir şahsiyet idi. İmam Rıza (a.s)’dan, İmam Cevad (a.s)’dan ve İmam Hâdi (a.s)’dan rivayetler nakletmiştir. Çoğu sapık mezhep ve akidelerin reddi niteliğinde olan birçok kelâmi kitap kaleme almıştır ki bunların bazıları şunlardır; el-Reddu ala Ehl’il-Tatil, el-Reddu ala el-Saneviyet, el-Reddu ala el-Haşeviye... Reddiye niteliğindeki kitapların dışında farklı kelam konuları hakkında da birçok kitap yazmıştır ki bazıları şunlardır; el-Vaid, el-İstitaat, el-Tevhid fi Kitabillah, el-İmamet, Marifetu’l-Huda, ve el-Delal…[7]
4- Hasan bin Musa Nubahti (ö. 310 h.k): Şia Fırkaları adlı eserin yazarıdır ve kendi zamanında İmamiye’nin önde gelen mütekellimlerindendi. Akli ilimlerde bilhassa kelam ilminde birçok kitap yazmıştır. Necaşi onun yazdığı el-Ara ve el-Diyanat adlı eseri için birçok ilmi kapsayan büyük bir kitap olduğunu söylemektedir. Kaleme aldığı diğer bazı eserleri şunlardır; el-Cami fil-İmamet, el-Tevhid el-Kebir, El-Tevhid el-Sağir, el-İstitaat, el-Tenzih ve Zikru Muteşabihu’l-Kur’an, el-Reddu ala el-Menzilet’i Beyni Menziyleyn fil-Vaid, el-Reddu ala el-Mucesseme, el-Reddu ala el-Ğulat…[8]
İbni Nedim onun hakkında şunları söylemektedir:
“O mütekellim ve filozoftur. Bazen Ebu Osman el-Dimeşki, İshak, Sabit ve diğerleri etrafına toplanıp onun söylediklerini yazıyorlardı. Mutezile onun Mutezili olduğunu Şiîler de onun Şiî olduğunu iddia ediyorlardı. Şialar Nubahti ailesinin İmam Ali ve evlatlarının velayetlerini kabul etmekle tanındıklarını söylüyorlardı. O birçok kitabı derleyip felsefe ve kelam alanında birçok eseri de kendi hattıyla yazdı.”[9]
5- Muhammed bin Ali bin Hüseyin Şeyh Saduk (ö. 381 h.k): o Şia’nın büyük şahsiyetlerinden biridir. Daha çok hadis ilminde meşhurdur. Bu yüzden kendisine Sadıku’l-Muhaddisin lakabı verilmiştir. Hadisleri esas alarak birçok kelâmi eser kaleme almıştır. Kelâmi kitaplarında bazı hadisleri metin şeklinde bazılarını da içerik açısından nakletmektedir. Kaleme aldığı bazı kelâmi eserleri şunlardır; el-Tevhid, İkmalu Din ve İtmamu’l-Nimet, el-İtikadat- Şeyh Müfid bu esere şerh yazmış ve eleştirmiştir- İlelu’l-Şerayi el-Nübüvvet, Delâilu’l-Eimme ve Mucizatihim, İsbatu’l-Vesiye, İsbatu’l-Nes ala el-Eimme.
El-Tevhid kitabı İmamiye’nin en önemli kelâmi kaynağıdır. Bu eserde masum imamlar tarafında tevhit hakkında dile getirilen derin ve akli tahliller nakledilmiştir. Söz konusu kitap 67 bâbtan oluşmaktadır.
6- Ebu İshak İbrahim bin Nubaht: el-Liyakut fi İlm’il-Kelam kitabının yazarıdır ve Allame Hilli bu kitaba Envar’ul-Melekut adında bir şerh yazmıştır. Yakut kitabı İmamiye’nin en eski ve en kamil kelam kitabıdır. Bu eser İmamiye’nin akidesini ispatlayan ve muhaliflerin görüşlerini çürüten ve bütün kelâmi konuları içine alan büyük bir kitaptır. Yazarın hangi dönemlerde yaşadığı hususunda ihtilaf vardır. Tesisu’l-Şia kitabının müellifi söz konusu yazarı Hicri ikinci yüzyıl ulemasından bilmektedir. Fakat Handane Nubaht kitabının yazarı farklı karinelerle Ebu İshak’ın Hicri dördüncü yüzyılda yaşadığını ispatlamaktadır. O, Ebu İshak’ın Eş’ari’nin akaidini bilhassa nefsani kelam ve kesb teorisini eleştirdiğini nakletmektedir. Zira Eş’ari dördüncü yüzyılın başında itikadi düşüncelerini dile getirdi ve bu akait, hayatının sonlarında (Hicri 310’da sonra) yayıldı. Aynı şekilde Hicri 310 ve 311’de vefat eden Ebu Suheyl Nubahti ve Hasan bin Musa Nubahti’nin kelami eserlerinde Eş’ari’nin görüşlerinin eleştirisi yoktur.
Diğer bir delil de Yakut’un yazarı Muhammed bin Zekeriya Razi’nin (ö. 320) görüşlerini eleştirmesidir. Dolayısıyla yazar Razi’den önce yaşamamıştır.
7- Ebu Abdullah Muhammed bin Numan (338–413): Şeyh Müfit adıyla meşhurdur. Bütün biyografi yazarları onun ilmi makamını ve kelam alanındaki üstünlüğünü kabul etmişlerdir. İbni Nedim onun hakkında şunları söylemektedir: “İbni Muallim Ebu Abdullah asrımızın Şia mütekellimlerinin reisidir. O kendi yârânlarından üstün olup öne çıkmıştır. Onu kendi gözlerimle gördüm, çok zeki bir insandı.”[10]
Zehebi onun hakkında şunları söylemektedir: “O büyük ve kelam ilminde kendisini çok geliştirmiş zahit ve abid bir insandı.”
Ebu Hayân Tevhidi onun hakkında şunları söylemektedir: “İbni Muallim çok tatlı dilli bir insandı. Kelâmi konularda daima tartışmalara giriyordu. O hiçbir zaman muhaliflerinin kendisini yenmesine izin vermiyordu. ”
“O bir şeyin aksini ispatlamak istediğinde çok güçlü deliller getirirdi.”[11]
Şeyh Tusi onun kaleme aldığı eserler hakkında şunları söylemektedir: “Onun küçük büyük iki yüze yakın eseri vardır ve kitaplarının fihristi meşhurdur. Bazıları onun eserlerini zikretmişlerdir.”[12]
Şeyh Müfid’in teliflerinin çoğu kelâmi meseleler hakkındadır ki bunların en meşhuru; Evailu’l-Makalat fil-Mezahib’i vel-Muhtarat diğeri de Tashihu’l-İtikad bi Sevab’il-İntikad’tır. Birinci kitabında farklı İslami fırka ve mezheplerin akide ve görüşlerini eleştirip Şia’nın akidesini açıklar. İkinci kitabı ise isimden de anlaşıldığı üzere Şeyh Saduk’un İtikadât adlı eserine yazılmış eleştirisel bir şerhtir.
Şeyh Müfid zamanının siyasi şartlarından (Al’i Buyiler dönemi) en iyi şekilde istifade etti ve Şia mezhebini açıklayıp ithamlara cevap verdi. Bir nevi Şia itikadını ihya etti. Nitekim merhum Saduk’un eserlerine ilmi bir şekilde yazdığı eleştirileri ile de akli düşünsel yöntemi daha da güçlendirdi.
[1] Milel vel-Nihal, Şehristani, Beyrut, C. 1, s. 185
[2] Dahii’l-İslam, C. 3, s. 268
[3] Felasefetu’l-Şia, S. 634
[4] Dahii’l-İslam, C. 3, s. 268
[5] Fihrist, Şeyh Tusi, Menşuratu’l-Rezi, s. 175
[6] Felasefetu’l-Şia, s. 507
[7] Usulu Kafi, C. 1, Hüccet kitabı, Bab 1, H. 4
[11] Felasefetu’l-Şia, s. 512
[12] El-Fihrist, s. 158
taghrib.ir/turkish