Ayetullah uzma Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani Hakkında Her Şey (1-2)
18-07-2010
Ehlibeyt mektebinin en büyük ariflerinden üstatların üstadı:
Ayetullah uzma Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani Hakkında Her Şey(1)
Bundan iki yüz yıl kadar önce Şii ariflerinden az şahsiyetin azamet ve büyüklüğüne ulaşabildiği makama büyük arif ulaştı. İslami marifetler alanında, Allah’a ulaşma konusunda seyri suluk üstatları arasında böyle makama ulaşan az bir arif vardır.
O zamandan günümüze kadar yaşamış ariflerin tamamı onun derin, yüce ve semavi düşüncelerinin etkisi altında kalmıştır. Ve ondan sonra yaşamış tüm arifler kendi İslami irfanlarını ona bağlamışlardır. Aşağıda yazılacak konular genel olarak Muhammed Cevad Nur Muhammedi’nin kaleme aldığı “Ferzane-i Kabile-i Aşk” kitabından alıntı olarak verilecektir.
Doğumu
Ayetullah Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani, 1239 Kameri yılında(miladi 1823) Hemedan şehri köylerinden “Şevend” köyünde dünyaya geldi.
Çobanlık yapmakta olan babasının adı Ramazan Ali idi. Babası oğlunun alimler zümresine katılmasını ve dini ilimlerle uğraşmasını çok arzulamaktaydı. Bundan dolayı oğlunu eğitim alması için Tahran’a gönderdi.
Aile, Baba ve Annesi
Ailesi hakkında elde fazla bir bilgi bulunmamaktadır, ancak Molla Hüseyin Kulu Hemedani’nin babası Ramazan Ali’nin Allah Resulünün tanınmış sahabelerinden olan Cabir b. Abdullah Ensari’nin torunlarından olduğudur. Yüzyıllar boyunca bu köyde yaşayan torunları Hz. Ali’nin (a.s) Cabir b. Abdullah Ensari’ye hediye ettiği abayı gururla yanlarında taşımaktaydılar.
Üstatları
Molla Hüseyin Kulu Hemedani, Tahran da Şeyhü’l Irak’iyin adıyla meşhur olan meşhur fakih Şeyh Abdulhüseyin Tehrani’den “Mervi” medresesinde dersler aldı. Sonra Sebzevar şehrine giderek ünlü Hekim Hacı Molla Hadi Sebzevari’den cana can katan ilim sofrasından istifade ederek onun hikmet ve ahlak derslerinin feyzinden yararlandı.
Hacı Molla Hadi Sebzevari’nin derslerinden gerekli feyzi aldıktan sonra Necef-i Eşref’e giderek Hidayet önderi Muvahhitlerin Mevlası İmam Ali’nin (a.s) dergahında dini dersler almaya başladı. Burada Fakihlerin sonuncusu lakaplı büyük üstat Şeyh Murtaza Ensari’nin derslerine katıldı.
Bir müddet Şeyh Ensari’nin mahzarından istifade ettikten sonra - gerçi Şeyh Ensari Kutsi nefse, haletlere, müşahede ve kerametlere sahipti, ancak- Allah onun kemale ermesi, Hakka ubudiyet yolunu kat etmesi için yeni bir yol açmış ve Seyyid Şuşteri’nin mahzarına yol bulmuştu.
Bu kutlu teşerrüf bulma öyküsünü Ayetullah Ahunt Molla Ali Hemedani “Aynu’l Mülk”te Molla Hüseyin Kulu Hemedani’den nakletmiştir ki Ahunt şöyle buyurmaktadır:
Arif Üstat Seyyid Ali Şuşteri’nin Mahzarında
Necef’de Şeyh Ensari’den ders okuduğum günlerden bir gün Şeyh Ensari’nin Çarşamba günleri Ayetullah Seyyid Ali Şuşteri’nin ki görüntüde Şeyh Ensari’nin ders öğrencilerindendir evine gittiğini duydum.
Bir gün istihare bahanesiyle Seyyid Ali Şuşteri’nin evine giderek kapısını çaldım. Kapıyı hadim açtığında istihare için geldim, dedim.
Seyyid Ali Şuşteri buyurdular: söyleyin içeri gelsin, içeri girdiğimde Şeyh Ensari’yi öğrencilerin oturduğu gibi Seyyid Ali’yi de üstatların oturduğu gibi oturarak bir şeyler anlattığını gördüm.
O anda içimden bundan sonra Seyyid’in derslerine katılmam gerektiğini geçirdim. O gün toplantı bittikten sonra kalktığımda Seyyid şöyle buyurdu: Şeyh’in başı çok kalabalıktır, bundan dolayı devamlı buraya gelememekte, ama eğer sen istersen başka günlerde buraya gelebilirsin.
Böylelikle Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani aradığı mümtaz üstadını buluyor.
Üstadın inayetleri
Ağa Bozorg Tahrani’nin naklettiği öykü Seyyid’in, Molla Hüseyin Kulu Hemedani’ye olan özel inayetini göz önüne sermektedir.
Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani Necef-i Eşref’deki eğitim ve öğretim günlerinde Selimiye Medresesinde bir odası vardı, o günlerde çok ağır bir hastalık geçirerek hasta döşeğinde yatmaktaydı.
Seyyid Ali’nin bağlılarından olan bir doktor Seyyid’in yanına gittiğinde hemen Molla Hüseyin Kulu Hemedani’yi tedavi etmesi için Selimiye Medresesine gitmesini ister.
Doktor Ahunt’u muayene ettikten sonra üstadın yanına gelerek, Ahund’un durumunun ağır olduğunu ve tedavisinin çok masraflı olduğunu söyler.
Seyyid, onun tedavisi yüz tümen de olsa onu iyileştir, der.
Ağa Bozorg Tahrani’nin anlattığına göre o zamanlar Necef’de çok az zengin kişinin bu kadar parası vardı. Gerçekten rakam çok büyük bir miktardı...
Kemal Yolunda İstikamet
Üstat Molla Hüseyin Kulu Hemedani’nin hayatını anlatanlara göre üstat kemale ermek için çok büyük zahmetler çekmiş ve işin başında yıllar sonra bu zahmetlerin neticesini almıştır.
Ayetullah Hasan Zade Amuli “Ariflerin Şeyhi Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani”nin makamının anısına düzenlenen konferanst şöyle buyurmuştur:
Hz. Ayetullah Molla Hüseyin Kulu Hemedani yirmi iki yıl sonra netice almıştır ve her kim geç netice almışsa daha çok pişerek, güçlü ve daha üstün netice alır; çünkü hazırlık ve istidatları daha çok olur.
Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani’nin gözü bir gün eyvanda kuru bir ekmek parçasına ilişiyor. Bir güvercin onu yemek için uçarak ekmeğin yanına geliyor ama gagasıyla onu parçalayamıyor.
Güvercin yeniden uçarak yanına geliyor, bu kaç kere böylece devam eder, en sonunda kuru ekmeği parçalamayı başarır ve onu yiyerek tekrar uçarak gözden kaybolur. Ahunt Molla Kulu Hemedani de bu olaydan ilham alarak sabretmesi gerektiğini anlar.
Böyle bir ruhi makamı olduğundan Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani 300 evliya terbiye ederek onları üç kısıma ayırır. Bir grup gündüzleri, diğer bir grup yatsı namazından sonra ve bir grupta seher vakitleri feyizlerinden yararlanmak için huzurlarına gelirlerdi.
Hz. Veliyi Asr İmam Mehdi’nin (aleyhi selam) Makamına Teşerrüf Bulması
Ayetullah Şubeyri Zencani şöyle buyurmuştur:
Bir gün Hüseyin Kulu Hemedani’ye acaba siz Hz. Veliyi Asr İmam Mehdi’yle (Ruhlarımız feda olsun) görüşme şerefine erdiniz mi? Diye sorarlar.
Molla Hüseyin Kulu Hemedani: Maalesef hayır, ama bir gün bana Hz. Veliy Asr (Allah zuhurunu çabuklaştırsın) Sehle Camisinde Seyyid Ali Şuşteri’nin odasında olduğu ilka olundu. Çok çabuk bir şekilde kendimi Sehle camisine attım, Seyyid Ali Şuşteri’nin odasına girmek istediğim deSeyyid Ali Şuşteri bana seslenerek: orada kal, dedi. Ben de bana izin verilene kadar yerim de kaldım.
Ben dışarıdan iki kişinin bir birleriyle konuştuklarını duyuyor ama ne konuştuklarını anlayamıyordum.
Bir müddet sonra Seyyid Ali Şuşteri bana içeri girmem için seslendi. İçeri girdiğimde Seyyid Ali’den başka kimseyi içeri de göremedim. Ben o gün Hz. Veliyi Asr İmam Mehdi’yi (aleyhi selam) göremedim, ama Seyyid Ali Şuşteri bana çok vaadeler verdi...
Merhum Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani’nin Siyre ve Yöntemi (2)
Ayetullah Seyyid Hasan Sadr “Emel ve’l Amel” kitabında şöyle buyurmakta:
Onun söz ve davranışta ve hatta fetva vermemekte ve başkanlıkları kabul etmemekteki siyre ve yöntemi Seyyid İbni Tavus gibi idi. Öyle ki cemaat namazlarını bile açık bir şekilde ikame etmezdi. Fıkıh ve usul ilimlerini üstadı şeyh Ensari’nin kaleme aldığı tekrirat kitabından ders verir, cemaat namazını ise az bir has şahıslarla evde ikame ederdi.
Öğrencilerinin terbiye ve eğitimleri için çaba sarf ederek onları cehalet zulmetinden marifet nuruna hidayet ederek, şer’i riyazatlarla ve ameli mücadelelerle her türlü kirden arındırarak Allah’ın salih kullarından etti.
Merhum Mirza Cevad Ağa Meliki Tebrizi (İmam Humeyni’nin ahlak üstadı) Ahunt Mollah Hüseyin Kulu Hemedani’nin seçkin öğrencilerindendi şöyle demekte: Şeyh ve Hak ilimlerde benim öncülerim olanlar şöyle diyorlardı: ahireti isteyenler dini makamlarda hiç bir yere gelmemişlerdir sadece geceleri ibadetle geçirip geceyi ihya edenler bu makamlara yetişmiştir.
Bazı öğrencileri
1- Şeyh Muhammed Bahari (Kendisinden sonraki vasisi)
2- Seyyid Ahmet Kerbelayi (en kısa zamanda hayatı burada ele alınacak)
3- Seyyid Hasan Sadr
4- Seyyid Abdulgaffar Mazendarani
5- Şeyh Ali Zahid Kummi
6- Mirza Cevad Ağa Meliki Tebrizi
7- Seyyid Cemalleddin Esedabadi
Ahund’un Kutsi Nefsinin Etkisi
Anlatılır ki bir gün Merhum Ahunt bir grupla birlikte Kerbela ve Necef’e ziyarete giderken yolda bir kahvehanenin yanından geçerken dünyaya kendilerini kaptıranlar gülerek eğleniyorlardı.
Ahunt öğrencilerine dönerek biriniz gidin bunlara emri bil maruf ve nehyi anil münker etsin (iyiliğe davet ederek kötülükten sakındırsın) dedi. Öğrencileri onların bu konuya önem vermeyeceklerini söylediler.
Ahunt, benim kendim gideceğim dedi. Onların yanına yaklaşarak reislerine acaba izin verirmisiniz, ben söyleyeyim sizlerde bana eşlik edin?
Reisleri sizde okumayı biliyor musunuz? Dedi.
Buyurdu: tabiki . reis öyleyse oku, dedi.
Ahunt, Hz. Emir Ali’nin (aleyhi selam) Nakusiye şiirini okumaya başladı.
لا اله الا الله حقاً حقا صدقاً صدقا
إن الدنیا قد غرتنا و أشتغلتنا و استهوتنا ...
Allah’tan başka ilah yoktur haktır haktır, doğruduru, doğrudur
Gerçekten dünya bizi boğmuş ve kendisine bağlamıştır...
Bu şiiri duyduklarında ağlamaya başladılar ve onun eliyle tövbe ettiler. Ahunt’un öğrencilerinden biri şöyle nakletmektedir: Biz oradan uzaklaşmamıza rağmen onların ağlama seseleri yine kulağımıza geliyordu.
Gaflet Ehlinin Yazıları
Ayetullah Mirza Cevad Ağa Meliki Tebrizi şöyle buyuruyor:
Şeyhimizin takva ehli ve yaranları vardı. Onlardan biri de Hemedan şehrinin ileri gelenlerinden yakışıklı, istikametli mücadele ve cihat ehli genç bir seyyid’di.
O, şeyhin fıkıh ve nefs tezkiyesi derslerine katılırdı. Bir gün Hemedan halkından bir grup Şeyhin yanına gelerek genç Seyyidin kardeşlerinden birini bazı ticaret işlerindeki yanlışlıklarından dolayı şikayet ettiler.
Şeyh, seyyid’e kardeşine bir mektup yazmasını istedi. Seyyid’de bir mektup yazarak Şeyh’e getirdi.
Şeyh, mektubu açıp okuduğunda seyyid’in kardeşine halka kötü davrandığı için kızdığını ve bu tür davranışlarının halk arasında itibarının zedelenmesine sebep olacağını ve ahirette de zarar ve ziyana uğrayacağını yazmıştı.
Şeyh, seyyid’in dünyevi zarara uhrevi zarardan daha fazla önem verdiğini gördüğünde, şöyle buyurdu: bu yazı gaflet ehlinin yazılarına benzemektedir. Her kim kendi amel ve davranışlarına dikkat ederse, hiç bir zaman dünyayı ahiretten önce zikretmez.
Ahunt’un has öğrencilerinden olan Ayetullah Seyyid Abdulhüseyin Lari onun hakkında şunları buyurmakta:
Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani’nin şöyle buyurduğunu duydum:
Necef’de öyle kimseler var ki bu kimseler, Hz. Emiru’l Mümin’in Ali’nin (aleyhi selam) nurani türbesinden yukarı çıkan feyizlerin “Vadiyi Selam”daki ölülerin ruhlarına ulaşmalarını zahiri gözleriyle görmektedirler. Bunun benzeri kabirlerle birleşen nur çizgileri gibidir.
Bizler o kimse dedikleri kişilerin kendisi olduğunu biliyorduk, ama bunları yansıtmazdı ve bu tür kerametler ve mükaşefatleri oldukça fazla idi.
İçilmeyen Kahvenin Hikmeti
Merhum Ahunt Molla Ali Hemedani kuddise sirruh şöyle buyurmaktadır:
Merhum Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani’nin talebelere ders verdikten sonra bir fincan kahve içme adeti vardı.
Bir gün ders vermek için geldiğinde şöyle buyurdu: bugün bahislerden sonra, terhim meclisi var oraya gitmemiz gerekiyor. Kahveleri orada içeriz. Beyler kahve hazırlamak için zahmet etmesinler.
Ders bittikten sonra bu rabbani alim bir grup talebeyle birlikte terhim meclisine doğru hareket etti. Oraya gittikten sonra kahvesini getirdiler. Ahunt kahveyi geri götürmeleri için işaret etti.
Ahund’un öğrencileri – ki Ahund’un tüm amellerini yakından takip etmekteydiler- Molla Hüseyin Kulu Hemedani’nin bu terhim meclisinde kahve içeceğini buyurduğunu biliyorlardı. Bundan dolayı olayın aslını araştırma başladılar.
İlk önce meclis sahibine, bu meclis için harcadığı paranın humsunun verilip verilmediğini sordular.
Para konusunda bir sorunun olmadığı ortaya çıkıyor. Sonradan anlaşılıyor ki kahveyi hazırlayan şahıs kahveyi hazırladığı sırada burnu kanıyor ve bir damla kahvenin içine düşüyor ve bu şahıs meclis sahibinin ona meclisimizi bozdun diyerek kızmaması için bir şey demeden kahveyi getiriyor.
Açık ve Gizli Şeylerin Takipçisi
Şeyh Muhammed Bahari şöyle buyurmuştur:
Bir gün medresedki odamda öğle yemeği için birinç ayıklıyordum bir an Yüce Allah’ın vahdaniyet ve zikriyle doldum. O anda üstadım (Molla Hüseyin Kulu Hemedani) benim için sayısal vahdeti açıkladı.
Kalktım ve üstadıma giderek sordum: nasıl benim sırlarıma sahip olabilirsin? Buyurdular ki Allah müminin kalbini alemin aynası karar kılmıştır. Şu anda senin ihtiyacın benim kalbime yansıdı.
İnsan Yetiştirenlerin Etkisi
Sahih yollarla Allame Gazi’den şöyle nakletmişlerdir:
Necef-i Eşref’e müşerref olmuştum, amca oğullarımdan biriyle sohbet ediyorduk. Bir gün Necef sokaklarında dolaşırken onu gördüm ve sohbet etmeye başladık.
O sırada ilim sahibi kişilerden birini gördüm hali çok perişandı ve çok düşünceli bir şekilde yanımızdan geçip gitti. Belliydi ki normal bir durumu yoktu.
Amca oğluna dedim ki bunu tanıyor musun? Neden bu şekilde hali kötüdür?
Evet onu tanıyorum. Onun bu haleti şundandır ki burada Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani adına yeni biri çıkmış ve her kim onun yanına gidiyorsa, onun sohbet ve vaazları insanları bu şekilde değiştiriyor ve halden hale sokuyor.
Cehennem Emiri
Ayetullah Hacı Seyyid Ali Halhali şöyle buyurmaktadır: Cevahir kitabının yazarının torunu şeyh Cevad Cevahiri bize şöyle bir olay anlattı:
Amca oğlum, maddi olarak çok sıkıntı çekmekteydi. Aklıma ulemanın yanına giderek onlardan mektup alarak ya onların vekili unvanıyla veya maddi durumu iyi zengin kişilere yazılacak mektuplarla amca oğluna biraz yardım toplayabileceğimiz aklıma geldi.
Bu düşünceyle ulemanın yanına giderek amca oğlum için mektuplar aldık.
Hemedan’da yardım edebilecek kim olduğunu sordum. Dediler ki Emir Efhem. Necef’de onu kimlerin tanıdığını sordum.
Molla Hüseyin Kulu Hemedani’nin eğer bir şeyler yazarsa iyi olacağı, çünkü kendisinin de Hemedan’lı olduğundan etkili olacağı söylendi.
Ben de Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani’nin yanına giderek konuyu ona anlattım. Ahunt Şöyle buyurdu: O Emirdir kendisinin hizmetçi ve akrabaları çoktur. Ben ki Necef de münzevi olmuş, kimsenin tanımadığı biriyim benim sözüme bakmaz. Ondan dolayı mektup yazmadı.
Ben de çok ısrar ettim ve dedim ki siz mektup yazınız eğer etkisi olmazsa zararı da yoktur ki, en fazla yardım da bulunmaz.
Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani de sigara kağıdının iç kısmını çıkararak, onun üzerine bir şeyler yazdı ve onu yuvarlayarak boru gibi yaparak bana verdi.
Ben, Ahund’un isteğime karşı bu şekilde cevap verdiği ve böyle bir kağıda yazıp, yuvarlayıp, boru gibi yapmasına çok rahatsız oldum. İstedim bir şeyler söyleyeyim ama vazgeçip bir şey demeden yanından ayrıldım.
Mektupları toplayıp amca oğluna verdim. Bu mektubu da Ahund’un verdiğini anlattım.
Amca oğlum mektubu görünce çok rahatsız oldu ve şöyle söyledi: eğer ben bu boru şeklindeki mektubu Emir Efhem’e verirsem der ki araplar ne kadar da ahmak insanlar, bu da onların ahmaklığına örnek.
Ben amca oğlunu sakinleştirdim ve mektubu almasını istedim. O da alarak yola koyuldu.
Sonradan amca oğlum bana olayı şöyle anlattı: Hemedan’a gittiğimde bir de baktım ki Emir Efhem’in adı herkesin dilinde o kadar tanınan birisi ki. Evine gittim bana dediler ki falanca yerde bir köşkü var oradadır. Oraya gittim. O kadar muazzam bir evki hizmetçileri, yakınları oldukça fazla. Evdekilere Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani’den Emir Efhem’e mektup getirdiğimi söyledim.
Hizmetçileri dediklerimi ona ilettiler ve benim beklememi istediler.
Bende beklemeye başladım. Bir müddet sonra her kesin ihtiram ve saygıyla ayakta durduklarını gördüm. Uzaktan görülen merdivenlerden ki oldukça muazzam bir görüntüsü vardı yaşlı beli eğilmiş elinde bastonla birinin yaklaştığını gördüm. Bana iyice yaklaştı, bende mektubu ona verdim.
O, mektubu açmadan önce anlına götürerek kaşlarının üzerinden iyice anlına sürerek salavat getirmeye başladı. Bu işi üç kere tekrarladıktan sonra mektubu açtı ve okumaya başladı. Mektubu okumasıyla çok şiddetli olarak ağlamaya başladı. Oradakiler de bundan etkilenerek ağlamaya başladılar.
Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani, ona şöyle yazmıştı:
“Cehennem Emiri! ilahi azaptan kurtulmak istiyorsan, Şeyh’in mektubunu getirene yardımda bulun. Molla Hüseyin Kulu Hemedani”
Okuduktan sonra bana dönerek benimle gel dedi. Ben de onunla giderek içerideki odalardan birine gittik.
Necef’de bir evin fiyatı ne kadardır? Dedi.
Ben de bu kadar dinardır dedim. Ne kadar borcun var? Dedi. Falan dinar dedim. Sonra bana bir kise altın vererek bu yeter mi? Dedi.
Verdiği miktar bir ev fiyatından ve borçlarımdan çok daha fazla idi.
Sonra bana senin işlerin vardır seni tutmayayım. Dedi. Bana iki at hazırlayarak yanıma da birini verdi ve orada olduğum sürece benimle birlikte olmasını istedi.
Ölümü
Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani, bir ömür nefsiyle mücadeleden ve marifete teşne olanların terbiye ve eğitimine kendisini adadıktan sonra 28 şaban 1311 Hicri Kameri yılında (1890 Miladi yılında) Kerbela’da İmam Hüseyin’i (aleyhi selam) ziyaret ettiği sırada baki aleme göç etti. Sehni şerifin dördüncü hücresinde (Merhum Seyyid Murtaza Keşmiri de orada defin edilmiştir) toprağa verildi.
En kısa zamanda sitede, Molla Hüseyin Kulu Hemedani’nin “desturul amellerini” içeren bir makale yayınlanacaktır.
Böylesine büyük şahsiyetlere sahip alimlerimizin amellerini okumak bize keyif vereceine eminim. bu yazıyı zahmet çekip yazanlardan ALLAH razı olsun .Devamını bekleriz.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.