Ammar’ın şehadetinden sonra, Hz.Ali’nin (Aleyhisselam) hakkaniyetinde şüphesi olanlar bu olaydan sonra İmam Ali’nin (Aleyhisselam) safına katıldılar.
Huzeyme b. Sabit’in oğlu Amare Cemmal Sıffın savaşlarına katılmıştı. Ancak bu savaşta tarafsız kalmıştı. O, sürekli şöyle diyordu:
“Bu savaşta Ammar Yasir şehit düşene kadar elime kılıç almayacağım, Ammar’ın şehadetiyle hangi grubun hak olduğu anlaşılacak ve hüccet tamamlanacaktır. Zira Peygamber’den (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve sellem) Ammar’ın zalim, azgın ve sapık bir grup tarafından şehit edileceğini duydum.”
Huzeyme, Ammar’ın şehadetinen sonra şöyle dedi:
“Şimdi hakkı ve batılı çok iyi tanıdım.”
Huzeyme kılıcını eline alarak savaş meydanına gitti, büyük bir cesaret örneği gösterdi ve kahramanca çarpışarak yüce şehadet derecesine ulaştı.
Velayet ve İmamet Savunucusu Ammar
Ammar Yasir’in mücadelesi, çabaları ve hizmetleri Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve sellem) dönemiyle sınırlı kalmamıştır. O, Peygamber efendimizin (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve sellem) vefatından sonra canı pahasına İmam Ali’nin (Aleyhisselam) yanında yer almış ve ihlâs ile hizmet etmiştir.
Üç halife döneminde Hz. Ali’nin (Aleyhisselam) yanında yer alarak konuşmalarıyla Hz. Ali’yi (Aleyhisselam) destekliyordu. Hiçbir zaman Hz. Ali’nin (Aleyhisselam) emirlerine itaat etmekte bir an olsun kusur etmedi.
Ammar, Hz Ali’nin (Aleyhisselam) hilafet döneminde Cemel ve Sıffin savaşlarına katılarak Muaviye tarafından şehit edildi.
Bu yüce şahsiyet Sıffin savaşında Şam ordusunun arasında şüpheye düşmesine neden olduğu için Şam ordusundan bir kısım Hz. Ali’nin (Aleyhisselam) ordusuna katıldılar.
Ammar’ın mübarek kanı Sıffinde hakkı batıldan ayırdı.
Muaviye’nin batıl olduğunu ve İmam Ali’nin (Aleyhisselam) ise hak olduğunu gelecekteki nesillere ulaştırmış oldu.
“İmam Ali’nin Ashabı” kitabından alıntıdır
Ammar Yasir’in Sıffin Savaşındaki Rolü
Ammar Sıffin savaşında da İmam Ali’nin (Aleyhisselam) yer aldı. O İslam ordusuna yaptığı ateşli konuşmalarla askerleri ruhi ve manevi olarak savaşa hazırlıyor, düşman ordusundaki askerleri ise ruhi ve manevi olarak çökertiyordu.
Hz. Ali (Aleyhisselam) Sıffin savaşından önce Ensar ve Muhacirlerle meşveret etti. Onlar düşüncelerini ve görüşlerini İmam Ali’ye (a.s) bildirdiler. Ammar Şam ordusuyla savaşmayı destekleyerek şöyle dedi: “Ey Emirü’l-Müminin! Hiç vakit kaybetmeden, fitne ateşi alevlenmeden önce onlarla savaşmamız için izin ver. Ancak önce onları saadet ve hidayete davet edelim, eğer kabul ederlerse kurtuluşa erenlerden olurlar, kabul etmeyip savaş yolunu seçerlerse o zaman Allah’a andolsun ki, onlarla cihat etmek bizi Allah’a yaklaştırır ve bize keramet bahşeder.”
Ammar Sıffin’de Hz. Ali’nin (Aleyhisselam) ordu komutanlarından biriydi. O savaşta adamın biri Ammar’a şöyle dedi: Ey Ebul Yakzan! Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve sellem) şöyle buyurmamış mıydı; İnsanlar İslamiyeti kabul edinceye kadar onlarla savaşın, Müslüman olduktan sonra kanları, malları ve canları güvence altına alınmış olur. Artık onlara dokunulmaz.”
Ammar ona şöyle cevap verdi: “Evet, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve sellem) naklettiğin hadisi buyurmuştur. Ancak Allaha yemin ederim ki onlar müslüman olmadılar, onlar sadece görünüşte Müslüman oldular, güç ve asker toplayana kadar küfürlerini kalplerinde gizlediler.”
Keşşi ve diğer meşhur tarihçiler Ebul Bahtari’den şöyle naklederler: Sıffın savaşında bir kâse süt getirip Ammar Yasir’e verdiler. Ammar tebessüm ederek sütü aldı ve şöyle dedi: “Resulullah (Sallellahu Aleyhi ve Alihi ve sellem) bana şöyle buyurmuştu k dünyada en son içeceğin bir kâse süt olacaktır.”
Ammar bu hadisi naklettikten hemen sonra savaş meydanına gitti ve savaşta Muaviye ordusu tarafından hicri 38 yılında 94 yaşında şehit edildi.
————–
Ammar'ı Yasir ve Valideynin Fedakârlıkları
Ammar ve Valideyni ilk Müslüman olanlardandır. Onlar, Erkam b. Ebi"l-Erkam"ın evi Resulullah ( s.a.a. ) tebligat merkezi halinde iken İslam"a inanmışlardı. Müşrikler , onların iman ettiklerinden haberdar oldukları gün onlar hakkında ellerinden gelen her türlü eziyet ve işkencei yaptılar ve tarih kitaplarında İbn-i Esir şöyle kaydediyor :
Müşrikler, bu üç kişiye en sıcak vakitlerde evlerini terkedip çölün ortasında sıcak güneşin ve yakıcı rüzgarın önünde oturmaya mecbur ediyorlardı. Bu işkence o kadar tekrarlandı ki, Yasirin ölümüne sebeb oldu. Yasirin eşi Sümeyye bir gün bu hususta Ebu Cehil"e çıkıştı. Bunun üzerine taş kalpli ve acımasız adam, mızrağını onun kalbine soktu ve böylece onu da öldürdü. Bu karı ve kocanın acımalı durumu, Peygamber ( s.a.a. )"i çok üzüyordu. Bir gün peygamber onları işkence halinde görürken gözyaşlarını akıtarak şöyle demişti : " Ey Yasir ailesi ! sabredin, sizin yeriniz cennet"tir ". ( El -Kamil, c. 2, sayfa . 45 ).
Yasir ve eşi Sümeyye şehid edildikten sonra müşrikler Ammar"a karşıda daha şiddetli davranmaya başladılar. Ona da Bilâl gibi işkence ediyorlardı. Ammar, canını kurtarmak için zahirde İslam"dan dönmeye mecbur kaldı. Fakat içinden çok çabuk pişman oldu ve ağlaya ağlaya " Resulullah"ın huzuruna koştu. Çok üzgün halde olayı peygamber"e anlattı. Peygamber ( s.a.a. ) " Kalbinde bir şarşma vücuda gelmedi mi ? diye sordu. Ammar kalbim imanla doluydu ya Resulullah "dedi. Peygamber : O halde, buyurdu, hiç korkma ve kafirlerin şerrinden kurtulmak için imanını gizle " şu ayet-i Kerime de Ammar"ın imanı hakkında nazil oldu. ( Sire-i İbn-i Hişam, c. 1, sayfa . 320 ).
" Kalbi imanla tatmin bulmuş olduğu halde baskı altında zorlanan hariç, iman ettikten sonra Allah"ı inkar eden ve bağrını küfre açanlara Allah katında bir gazap vardır. Büyük bir azap da onlar içindir." ( Nahl Suresi : 106 .nci ayet meali )
En sığınaksız kişilerden olan Yasir hanedanına işkence edilmesini Ebu Cehlilin kararlaştırıdığı meşhurdur. Ebu Cehlilin emriyle ateş yaktılar, kırbaç hazırladılar ve Yasir, Sümeyye ve Ammar"ı çeke çeke oraya götürdüler. Hançer, ateş ve kırbaçla işkence ettiler. İşkenceyi o kadar sürdürdüler ki " Yasir ve Sümeyye son ana kadar imanların da hiçbir sarsma vücuda gelmeksizin işkence altında can verdiler. Bu feci ve acımalı sahneye şahit olan Kureyş faşiştleri ve gençleri, İslam"ı ezmekteki ortak çıkarlarına rağmen Ammar"ın anne ve babasının nâşını toprağa vermesi için Ebu Cehil"in elinden kurtardılar.
“İmam Ali’nin Ashabı” kitabından alıntıdır
Kerim Uçar